Hikayeler, Fýkralar, Kendi Yazýlarýnýz...Paylaþýmlar

Discussion in 'Türkçe' started by Pembe-Turtle, Apr 14, 2009.

  1. bikereoeliindir

    bikereoeliindir New Member

    ETME
    Duydum ki bizi býrakmaya azmediyorsun etme
    Baþka bir yar baþka bir dosta meylediyorsun etme

    Sen yadeller dünyasýnda ne arýyorsun yabancý
    Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

    Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doðru
    Çalýnmýþ baþkalarýna nazar ediyorsun etme

    Ey ay felek harab olmuþ alt üst olmuþ senin için
    Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

    Ey makamý var ve yokun üzerinde olan kiþi
    Sen varlýk sahasýný öyle terk ediyorsun etme

    Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
    Ayýn da evini yýkmayý kastediyorsun etme

    Bizim dudaðýmýz kurur sen kuruyacak olsan
    Gözlerimizi öyle yaþ dolu ediyorsun etme

    Aþýklarla baþa çýkacak gücün yoksa eðer
    Aþka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

    Ey cennetin cehennemin elinde olduðu kiþi
    Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

    Þekerliðinin içinde zehir zarar vermez bize
    O zehiri o þekerle sen bir ediyorsun etme…

    Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
    Huzurumu bozuyorsun sen mahvediyorsun etme

    Harama bulaþan gözüm güzelliðinin hýrsýzý
    Ey hýrsýzlýða da deðen hýrsýzlýk ediyorsun etme

    Ýsyan et ey arkadaþým söz söyleyecek an deðil
    Aþkýn baygýnlýðýyla ne meþk ediyorsun etme!

    Mevlana Celaleddin K.S
     
    4 people like this.
  2. kelebek

    kelebek Member

    BÝLÝYORUM BU YARA HÝÇ KAPANMAYACAK

    Telefonlarýma cevap vermeyeceksin.Cevap versen bile, öyle yorgun öyle isteksiz çýkacak ki sesin, bir küfür gibi ...

    Sevmeyeceksin beni.Biliyorum bu þehri bana dar edeceksin.
    Çünkü anladýn; sevgimden tanýdýn beni.O yanýk, o hasta bakýþýmdan.Uçuruma atlar gibi sevdalanýþýmdan.Sevmek deyince, hemen ardýndan, ölüm, dememden anladýn.Anladýn ve kardeþini bir kabustan uyandýrýr gibi çýrýlçýplak gerçeðe uyandýrdýn beni; uyandýrdýn ve kaçtýn.
    Çünkü sen de benim gibiydin; sen de benim gibi seni sevmeyeni sevdin hep.Sana acý çektireni.Seni aramayaný, telefonlarýna çýkmayaný, çýkýnca seninle bir küfür gibi konuþaný sevdin...Sen de benim gibi seni incitip üzeni sevdin hep. Bakýþýndan hissettim bunu, kokundan, dokunuþundan.Beni sevmeyecektin biliyorum ama.Ama, öyle susamýþtým ki kendim gibi birini sevmeye.Öylesine muhtaçtým ki gercekten incitilmeye, gercekten acý çekmeye, kendim gibi birini özlemeye öylesine muhtaçtým ki, seni tanýr tanýmaz çözüldüm. Sana da olmuþtur.Öylesine susamýþsýndýr ki sevilmeye, kendin gibi birini bulunca tutamaz kendini, herþeyi, belkide söylenmiycek her þeyi o an, garip bir telaþla söylersin... Hatta söylerken anlarsýn, söylememen gereken þeyleri söylediðini hissedersin, battýðýný, giderek çýkmaza girdiðini.Ama yine de engelleyemezsin,kendini tutamazsýn. Aleyhinde olabilecek herþeyi söylersin.Üstelik bunu anladýkca daha da batýrmak istersin kendini.Biraz daha zor duruma düþürmek... Daha da kaybetmek, daha da dibe batmak istersin.Sanki bile isteye kendi mutlulugunu kendi elinle bozmak istersin.Kendinden gizli bir öç alýr gibi. Sanki hiç mutlu olmak istemiyormuþ gibi...Sanki hiç sevilmek istemiyormuþ gibi...
    Bir tür gurur muydu bu?
    Birgün nasýlsa ve hiç olmadýk bir anda alýnýp kopartýlmadan, kendi ellerimizle onu yok etmek, bizim gibilerin mutluluðuna tahammül edemeyen bu hayatta, bu hayatýn zorba kurallarýna bir tür baþkaldýrmak mýydý? Bir þizofren çocuk tanýmýþtým bir gün.Tam karþýmda oturuyordu.gencecik, yakýþýklý bir çocuktu.Þizofren olduðunu biliyordu.Biliyordu iyileþemiyeceðini.Ýki de bir, önce kolunu uzatýp, sonra avucunu açýyor; Mutluluk avuçlarýmdaydý, yakalamýþtým ama kaçtý diyor, kaçtý, derken avuçlarýný boþluða kapatýyordu.Hiç unutmuyorum, bu hareketi defalarca yapmýþtý. Önce dilediðim gibi baþlardý herþey.Herkes bir arada, sonsuz mutlu gibi.Sonra birden hiç beklenmedik biþey olur, biri aðlayarak odaya kaçardý.Ýçerden, arka odadan, aðlamaklý, sonsuz küskün sesler gelirdi; býktým artýk, býktým, usandým hepinizden, gideceðim buralardan, yetti artýk! Ben de senin gibi saftým o zamanlar...Gidilecek neresi var dý ki derdim.Ýþte hep birlikteyiz.Alemi var mý bu mutluluðu bozmanýn? Sonralarý çok sonralarý anladým.Meðer biz, bizim aile, herkes, tesadüfen bir araya gelmiþiz tesadüften de öte.Biz...bizim aile, herkes, aslýnda hiç istemeden, nedeni bilinmeyen bir zorunluluk sonucu bir araya gelmiþiz.Aslýnda biz bir araya gelmemek için yaratýlmýþýz. Hayatýn en büyük yanlýþýymýþ bizim bir arada olmamýz! Evet cok geç anladým. Býraktým lekesiz mutluluklarý; ben kavgasýz, üzüntüsüz bir pazar sofrasý özlerken, aslýnda herkes;annem, babam, kardeþim o evden uzaklara, hiç dönmemek üzere çok uzaklara gitmek istiyormuþ. Dünyanýn en mutsuz otogarý...Dünyanýn en imkansýz istasyonuydu bizim evimiz.Yýllarca uzaklara, cok uzaklara gitmek isteyip, bir türlü gidemeyenlerin sonsuz bekleme duraðýydý bizim evimiz.Ýþte bu yüzden sevmek benim için bir tutsaklýktý, tuzaktý böylesi sevip baðlanmak.Uzaklara cok uzaklara gitmek isteyenleri engellemekti. Sevgi yüzünden bizim ailedeki hiç kimse istediði yere gidemiyordu.Birbirimize duyduðumuz sevgi, ayný zamanda bizi birbirimize düþman ediyordu. Hem biz, bizim aile...Güneþli bir günde ansýzýn baþlayan saðanak yaðmurlar gibiydik. Bu yüzden hep hýrçýn, hüzünlü, kýrgýndýk.
    Bu yüzdendi, her þeyi, çok iyi gidiyor sanýrken, içimizde yükselmesine bir türlü
    engel olamadýðýmýz o felaket duygusu. Anlamýþtým senin ailen de böyleydi.
    Senin de ailen benimki gibiydi.Güneþli bir günde ansýzýn baþlayan saðanak yaðmurlar gibiydi.Bu yüzden sen de benim gibi böyle hýrçýn, hüzünlü, kýrgýnsýn her þeye...
    Yýllar önce tanýdýðým o þizofren çocuk gibi; tam mutluluðu yakalamýþken
    kaybetmiþ gibisin hep.Ve ne acý ki, hep bizi sevmemiþ olanlarý seveceðiz ikimizde.Ne acýki, hep bizi incitip üzenlere baðlanacaðýz.Telefonlarýmýza çýkmayanlara.Çýksa bile küfür gibi konuþanlara sevdalanacaðýz. Bizden bir çift güzel laf esirgeyenleri özleyecegiz. Ölesiye, amansýz seveceðiz onlarý.
    Biliyorum, bu yüzden odan böyle.Güncelerin ortalýk yerde.Kitaplarýn orada, burada.Anýlarýn saçýlmýþ ortalýk yere.Her þeyin darmadaðýn.Biliyorum bu yüzden düzenden, adý düzen olan her þeyden nefret ediyorsun.Sen de benim gibi; toparlayýp da ne yapacaðým, düzenli olunca ne olacak; sonunda bir gün biri gelip her þeyi, biriktirdiðim, düzenlediðim, üzerine özenle titrediðim her þeyi daha önce hep olduðu gibi hiç beklemediðim bir anda savurup, bozup gitmeyecek mi, diye düþünüyorsun.Ailemdeki insanlar gibisin çok duygusal çok güçlü, çok yaralý.Onlar da senin gibi seninkiler gibiydi.Aklý baþýnda, mazbut insan rolünü oynamaktan ve ertelenmiþ düþleri yüzünden yorgun düþmüþ, yarý çýlgýnlardý.
    Yine aradým seni, yoksun.Bulsam, benimle küfür gibi konuþacaksýn.Bir kere çözüldüm sana.Bir kere sana senin gibi olduðumu hissettirdim. Oysa baþtan beri biliyordum; sen seni sevmeyenleri seversin.Týpký benim gibi. Ama öyle özledim ki benim gibi birini sevmeyi.Öyle özledimki kendim gibi biri tarafýndan incitilmeyi, üzülmeyi. Yine aradým seni yoksun.Beni de birileri arýyor.Beni de kendi gibi birini sevmeyi özleyenler arýyor.Kendi gibi biri tarafýndan incitilmeyi, üzülmeyi özleyen birileri arýyor. Hiç cevap vermiyorum.Kayýtsýzlýðýnla beni yok ediyorsun, geride sen kalýyorsun.Ama seni de biri yok ediyor.Aslýnda bu oyunda herkes birbirini yok ediyor. Ben birilerini, o birileri baþkalarýný.Sen beni...Seni bir baþkasý...
    Hem çok iyi biliyorum; beni sevsen bile hiç kapanmayacak bu yaram.Seni biri
    sevse de hiç kapanmayacak bu yaran...Hiç kapanmayacak! Avuçlarýn hep boþluða kapanacak.Týpký o þizofren genç gibi...

    CEZMÝ ERSÖZ
     
    3 people like this.
  3. pinkfreud

    pinkfreud New Member

    ÝSTÝKBAL MARÞI

    Bakma, dönmez þafak vakti yurttan kaçan o alçak!
    Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksýzýn yaþ...ayacak!.
    O benim milletimin hýrsýzýdýr, yurdu soyacak,
    Hortumladýklarý benimdir, milletimindir ancak!

    Çalma, kurban olayým hepsini ey hýrslý çakal!
    Gariban halkýma da bir pul býrakacak kadar al!
    Olmaz sana götürdüðün paralar sonra helal,
    Hakkýný vermezsen burdaki ortaklarýnýn behemehal!

    Ben ezelden beri aç yaþadým,aç yaþarým!
    Hangi hükümet beni kurtaracakmýþ,þaþarým!
    Kurumuþ musluk gibiyim, ne akar ne taþarým!
    Yýrtsam da bir tarafýmý, hiç görülmez baþarým!

    Mali krizler, yoluna örmüþse çelikten bir duvar,
    Benim .ceðiz, .caðýz diyen bir hükümetim var!
    Baðýrsýn korkma, nasýl iþimize burnunu sokar?
    'Avrupa Birliði' denen tekdiþi kalmýþ canavar!

    Arkadaþ, Meclis'e namusuyla çalýþanlarý uðratma sakýn!
    Ýþe aldýracaklarýn, olsun hep sana yakýn!
    Gelecektir, cezaný vereceði günler Hakkýn,
    Kim bilir belki yarýn, belki yarýndan da yakýn!

    Yaktýðýn yerleri 'orman' diyerek geçme, taný!
    Çalýþaný iþten at, doldur kadroya yataný!
    Gözleri açýk yatýr seni kurtaran ataný,
    Satýlmadik o kaldý, durma satýver þu vataný!

    Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda!
    Semizlettin Apo'yu, mezarýnda dönsün Þüheda!
    Uydurma kanunlarla Meclis'ten getirin seda!
    On bin Yýllýk tarihe, yurdum ederken veda!

    Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
    Yediginiz herzelere baþka ne demeli!
    Oyuverin altýný iyice sallansýn temeli,
    Yurdumun ki, sonunda vatandaþ kükremeli!

    O zaman durur belki gözümden akan yaþým,
    O zaman doðrulur belim, yukarý kalkar baþým,
    O zaman boþa gitmez yýllarsüren uðraþým!
    HESABINI VERÝP TE GÝTTÝÐÝNÝZ GÜN KARDAÞIM,

    Dalgalanýn dolar gibi sizde þimdi ey suçlular!
    Olsun artýk soyguncuya vurulacak bir yular,
    Ebediyen, öyle yok hesapsýz bir iktidar!
    Hakkýdýr 'garip yaþamýþ vatandaþ'ýn da gülmek,
    Hakkýdýr ezilmiþ milletimin, aydýnlýk bir Ýstikbal!

    Cem YILMAZ
     
  4. gloomy

    gloomy Active Member

    Kaybolup gidermiþ insan
    Kendi içinde bilinmezlere.
    Bütün
    gördükleri, bütün bildikleri yalan gelirmiþ,
    Ne inanýrmýþ yalanlara
    ...Ne
    de gördüklerinin bildiklerinin yalan oluþlarýna.
    Dirhem dirhem
    kopup giden parçalar,
    Zamanla kocaman bir boþluk olurmuþ
    Meðer
    caný acýtan,
    O koskoca boþluk deðil,
    Kopup gidenlermiþ, yitip
    gidenler...

    Kapanmazmýþ
    Yamanmazmýþ
    O boþlukla yaþanýrmýþ,

    Yaþamaya alýþýlýrmýþ.

    Hiç bir acý insaný öldürmezmiþ,
    ölmek
    o kadar basit deðilmiþ meðer.
    Yaþamla ölüm arasýndaki o ince çizgi,

    Sanýldýðý kadar ince deðilmiþ..

    Masal'lar kalýrmýþ,
    Mutlu
    günlerden geriye sadece,
    Ama artýk masallarda kandýrmazmýþ,
    Yetmezmiþ
    yüzüne iki santim gülüþ asmaya.

    Hiç bir mavi kapatmazmýþ o
    boþluktaki siyahlarý,
    Ya da masallar merhem olmazmýþ kanayan yaraya.


    Acýtýrmýþ,
    Kanatýrmýþ,
    Alýþýlýnýrmýþ..

    Büyümek
    demiþler acýya alýþmanýn ismine
    Büyüdüm..
    Yalanmýþ yaþanmýþlýklar

    Gördüm..

    Masallara kandým
    Belki de biraz mavilerde
    boðuldum..
    Uyandým..
    Üþümüþüm..
     
    1 person likes this.
  5. gloomy

    gloomy Active Member

    Hiçsel

    Hava mevsim normallerinin üzerindeydi...
    Kýþtý,ama bir bahar esintisiydi kadýnýn yüreðine esen.Yumuþak bir rüzgar daðýtýyordu saçlarýný yarý aralýk kalan penceresinden,ordan kalbine vurup ýsýtýyordu.
    Kýþtý...
    Bebek kokusunu ilk kez duyan bir anne gibiydi,tarifsizdi.Yattýðý yerden aralýk kalan penceresinden dýþarýyý izliyordu.Kuþlar konuyordu pencerenin önünde ki býrakýlmýþ su kabýnýn yamacýna kadýn onlarý izlerken kumrulaþýyordu.
    Çocuklar oyun oynuyordu bahçede burnuna nemli bir bodrum katý kokusu doluyor.içine çekiyordu.Yaþ kavramýný unutup çocuklaþýyordu..
    Kendi çapýnda mutluluklar yaratýyor''mutluluk''bu diyordu.Gözünün önünden bir film þeridi gibi geçiyordu hayatý,o kötü anýlarý kesip montajlýyor du aklý sýra.Gülmek istiyor du,gülüyordu..
    Mutluyum diyor,þarkýlara þiirlere sýðýnarak avunuyordu.Avunmaktý sihirli kelime'' mutluluk''avunmaktý.''Avunmak ''mutluluktu.
    MUTLUYDU!

    Aradan saatler geçmiþti irkildi kadýn korkmuþcasýna...Yataðýndan doðruldu:Yaðmur baþlamýþtý.
    Hava mevsim normallerine dönmüþtü,koca bir hiçlik kaplamýþtý benliðini.
    Neden sonra anladý:
    Gözlerini kýrpýþtýrarak açtý ovuþturdu.Geceden açýk kalan televizyona iliþti gözleri


    Ýstanbul gök gürültülü saðnak yaðýþlý,sel uyarýsý yapýlýyordu:

    SEL OLDU AKTI GÖZLERÝNDE KÝ MUTLULUK....
     
    Last edited: Dec 8, 2010
    1 person likes this.
  6. M&P

    M&P New Member

    biraz uzun okur musunuz bilemem ama klavyesine aþýk olduðum bu adamýn yazýsýný paylaþmaktan kendimi alýkoyamýyorum.. hem eðlenceli falan okurken sýkýlmazsýnýz.:biggrin: ýý þey bi de biraz küfürlü. :biggrin::biggrin:


    yalnýzýn iptilasýdýr yalnýzlýðý

    koltuðun baþýna çenemi dayamýþ dýþarýya bakýyorum. müthiþ bir sessizlik var dýþarýda, müthiþ bir karanlýk. fýrtýnanýn yapraklarý uyutmayýþýný seyrediyorum. pencereden sýzan hafif rüzgarla biraz üþüyor, ürperiyorum. yalnýzca yapraklarýn hýþýrtýsý var, yeryüzü mühürlenmiþ gibi. birden sokaða çýkmaya karar veriyorum. saat gecenin dördü. þimdi, geceye ayakkabýmýn týkýrtýsý eklendi. evimin karþýsýndaki sokak lambasýnýn cýlýz ýþýðý altýnda dikiliyor ve evime bakýyorum. pencerede kendimi görüyorum: koltuðun baþýna çenesini dayamýþ, sokaðý izliyor. huzursuz oluyorum. belki caddede açýk bir dükkan, insanlar, bir yaþam belirtisi vardýr ümidiyle yürümek istiyorum. gitmeden tekrar bakýyorum pencereye, kendimi görüyorum. beni izlemiyor. garip. bir aþaðý sokaða giriyorum; çok karanlýk, sanki ruhlar bana dokunmadan dönüyor çevremde. sonra bir ses duyuyorum, hemen sol yanýmdan geliyor; bir ihtiyar, kaldýrýmýn kenarýna çökmüþ, baþý ellerinin arasýnda öne arkaya sallanýyor. nasýl da fark etmedim? hýrýltýlý, inler gibi bir ses çýkarýyor; gülüyor mu yoksa aðlýyor mu anlayamýyorum. ne iþi var burada? göz göze gelmemek için dua ediyorum. yavaþça kaldýrýyor baþýný. aman allah'ým, göz bebekleri yok. ifadesizce izliyor beni. görür gibi bakýyor. yavaþça gülümseyerek, kýzýl parmaklarýyla ardýmý iþaret ediyor, sesi hýrýltýlý: "arkana bak." tedirginim. yavaþça dönüyorum arkama. bir soytarý cüce. koþarak taklalar atýyor rengarenk kýyafetleriyle. ne zaman gelmiþti? karanlýk bir sokaktayým. eve gitmek istiyorum, yürüyemiyorum. sanki dünyada yalnýzca üçümüz varýz. ihtiyar, þu lanet cüce, bir de ben. evim çok mu uzaktý?

    ***

    kan ter içinde uyandým.

    iþlerimin iyi gitmeyeceði hep baþýndan bellidir zaten. yapacak baþka þey bulamamamdan mütevellit; uzun zamandýr görüþmediðim, yalnýzca arada bir msn'de selamlaþtýðým bir arkadaþýmýn buluþma teklifini kabul ettim. öðleden sonra buluþacaðýz, kýz arkadaþýyla gelecekmiþ.

    duþa girdim, bir þeyler atýþtýrdým, saçýmý baþýmý düzeltip giyindikten sonra artýk buluþma mevzuatýna inceden geçiþ yapalým dedim. abim de kendi arkadaþlarýyla buluþacak, önce onu býrakýp çocuklarýn yanýna geçicem. plan bu. abimle evin dýþýna çýktýðýmýzda kapýnýn önünde beni tek seven çocuk olarak tarihe geçecek olan (kucaðýma aldýðým koyveriyo zýrýltýyý amýna koyim) komþunun oðlu erdem yere oturmuþ, biþeyleri aðzýna götürüp duruyo. lan bi baktým, herif yerde ne kadar karýnca var, haþere var, efendime söyleyim semender var (oh siktir) afiyetle yiyo. týk diye vurdum gafasýna:

    - napýyon lan sen? böcek mi yiyosun? býrak. la býrak.
    - abi? enis abi? ditti?
    - hee gitti enis abi. lan oðlum, sen böceði ýsýrmayacaksýn, böcek seni ýsýracak. konsepti yanlýþ anlamýþýn sen.
    - ditti?
    - hee ditti. bak erdemcim, gazetecilikte ilk öðretilen þey budur. adam köpeði sikerse haberdir, ama köpek adamý sikerse... evet, aslýnda o da habermiþ. bak þöyle söylim. ýýý, yeme yavrum o böceði. köpek sikilmez.
    - ne biçim konuþuyosun lan çocuðun yanýnda?
    - noolcak amýna koyim? þimdi erdemcim...
    - abi? enis abi? piç?
    - ne ne ne? ne dedi lan bu?
    - enis sen mi öðretiyosun lan bunlarý çocuða?
    - abi valla... siktir lan ne ben öðreticem?
    - bak hala.
    - enis abi piç?
    - lan sussana oðlum. herif daha baba demeden enis abi piç demeyi öðrenmiþ. kim öðretti lan bunu sana! (bebeyi sars)
    - yürü lan manyak.
    - kanýmýz yerde mi kalacak agabey! (abiyi sars)
    - lan yürü oðlum.
    - bi kýsa marlboro vercen mi usta? (bakkalý sars). ýýý pardon niyazi abi, yanlýþlýkla þeyaptým. bi kýsa marlboro. neden dumaný gözüme üfledin?

    atladýk arabaya, yardýrarak gidiyoruz. fazlasýyla dalgýn olmalýyým, abimin "dikkat dikkat dikkat!" diye haykýrýþýyla kendime gelip frene asýldým. yolun ortasýnda yaþlý bir herif, yavrum, gazete okuya okuya göt atýyor; arabaymýþ kamyonmuþ troleybüsmüþ, sikinde deðil. normal þartlar altýnda her boka asabiyet yapan, tepki veren taraf benken, dünyanýn en naif insaný olan abim bu olayda sazý eline almýþtý. camdan yarý beline kadar sarkýp herife bas bas baðrýyor: "önüne baksana teyze! kör müsün!" ulan acaba hanginiz kör? herifin sakalý yeri süpürüyor, hala diyo ki "teyze kör müsün?" ulan hala gülüyorum. kýrk yýlýn baþý bi asabiyet yapýyým dedi, onu da bok etti.

    þimdi aslýnda, benim ve çevremdekilerin genel olarak bir hitap sorunu yaþadýðýmýzý düþünüyorum ben. henüz 18'ime adým attýðým günlerde iþemek üzere bir cami tuvaletine yöneldiðimde kapýda dikilen en az 80 yaþýnda, yaþayýp yaþamadýðýndan dahi emin olmadýðým bi herife "abi tuvalet paralý mý? ha abi?" gibi akla zarar sualler yöneltmiþtim. ulan herif nuh tufanýna þahitlik etmiþ, yedinci baharýný yaþýyor; ben ýsrarla adamýn abim olacak yaþta olduðuna ikna çabalarýndayým. onu siktir et, sorunun saçmalýðýna bak. herif orada milletin bokunu yemek üzere beklemiyor herhalde, belli ki görevli. ayrýca altýma iþemek üzereyken helanýn paralý olup olmadýðýný sorgulayarak üçün beþin hesabýný yapmam da efsaneymiþ hakikaten, þu an fark ediyorum.

    tabii bizden beterleri de var. o zaman 24 yaþýnda olan bir arkadaþým (olmaz olsun) dolmuþta inceden hoþ bir kýzýmýzýn "çok sýcak oldu, camý açtýrýr mýsýnýz?" minvalli ricasý üzerine heyecandan ve uzun süre konuþmamýþ olmanýn verdiði ses kontrolsüzlüðüyle önündeki kore gazisini dürterek "gardaþ, camý açsana!" diye haykýrarak kulaklarda bir hoþ sada býrakmýþtý. hani, kore gazisi dediðime bakma, aslýnda adam bizzat ilk güney kore cumhurbaþkanýydý. fotoðrafýna þu linkten ulaþýlabilir: http://bit.ly/bXxvLP (ayrýca fotoðraftan anlýyoruz ki, o dönem kore cumhurbaþkaný olmak için; 150 yaþýnda olmak, göz adý verilen gereksiz organý tamamen hayatýndan çýkarmýþ olmak, "tatmýþ ve beðenmiþ" adýný verebileceðimiz bir yüz ifadesine sahip olmak ve giyim kuþam itibariyle bað-kur emeklisi olmak, adaylarda aranan baþlýca þartlar imiþ.) uzatmayalým, yeterince anladýn sen zaten benim ve çevremdekilerin ne kadar enteresan insanlar olduðumuzu. mesela babam kumandadaki bütün tuþlara basarak trt'deki haberleri bulabileceðine inanan bi insan.

    - lan oðlum gelin açýn þu trt'yi ben beceremedim.
    - baba o kumanda deðil, tetris.
    - haaa, ben de diyorum niye çubuk gelmiyo. aç trt'yi de haberleri þirinleyelim.

    evet, ailemiz manyak.

    ***

    mevzuya dönelim abiko. abimi arkadaþlarýnýn yanýna býraktýktan sonra ben de bizim çocuk ve kýz arkadaþýyla buluþtum; oturduk yavaþtan içiyoruz, muhabbet ediyoruz. fakat sorun þu ki; "uzun süre sevgili bulamamýþ, bulduktan sonra da manasýzca götü kalkýp ona buna saran adam" (evet, var hakikaten böyle bir genellemeye tekabül eden insanlar) ile imtihan halindeyim mütemadiyen. bu adamlar bir anda iliþki uzmaný kesilirler, onun bunun sevgili bulamamasý hakkýnda yorumlar yaparlar, civarýnda sevgilisi olmayan arkadaþlarýnda hata bulmaya çalýþýrlar vesaire. þahsým adýna söylemem gerekirse bu noktaya kadar bu adamlarýn beni taciz edebilecekleri bir durum olamaz, zira zaten sürekli olarak ya sevgilisi olan ya da birileriyle mutlaka flört halinde olan bi adamým. ha bunu "yalnýz kalma korkusu" ile baðdaþtýrýp çok acayip psikolojik çözümlemelerde bulunacak kardeþlerim hiç merak buyurmasýnlar, ben zaten ziyadesiyle yalnýz bi adamým. her neyse, bu sonradan görme güruh sadece -her ne sebepten olursa olsun- sevgili yapamamýþ arkadaþlarýna merhametsizce davranmak gibi mevzuatla da sýnýrlandýrmazlar davranýþlarýný. dokunmamalarý, girmemeleri gereken mevzularý yanýnda kýz arkadaþlarýnýn olmasýnýn verdiði özgüvenle umarsýzca ve yavþakça didiklerler, ki bana dokunan da iþte bu mecradýr. bu arkadaþýmýz da tam olarak bu bütün profilin nefis bir örneði. saatlerce kendi kaleminden sevgilisiyle "o kafayla alper asla sevgili bulamaz", "ben sanmýyorum ki kadir'in bi sevgilisi olabilsin" gibi son derece lümpen, adi ve kibirden ibaret muhabbetler dönerken ben çocuðu izliyordum. küçük burunlu, gözlüklü, biraz kilolu bir eleman. yakýþýklý desen deðil, karizmatik olabilmenin civarýndan geçmiþliði yok, hani belki sevimli diyebilirsin (ki bence sevimlilik, bir erkeðin baþýna gelebilecek en talihsiz þeydir), baþka bi olayý yok. evet, faça janti ama seninkisi at sikinde kelebek güzel kardeþim.

    tabii mevzunun dönüp dolaþýp bana geleceðini tahmin edip erkenden kalkmak gerekiyordu, basiretimiz baðlandý. geçmiþte yaþadýðým o trajik ve dahi travmatik hadisenin köküne kadar farkýnda olmasýna raðmen "hacým sen niye dikiþ tutturamadýn bi yerde yeaa? akýaký", "abi sen nolucan böyle? unutamadýn mý lan yoksa? ahýaha", "aga senin iþin de zor haaa. bak ben sana olayý söyleyim abi, birini sevicen, sonuna kadar o þekil devam edicen" gibi abuk subuk, sonu gelmeyen muhabbetleri uzattýkça içime kapanýyordum. her vuruþunda biraz daha gardým düþüyordu. gerçeði bu kadar yalýn yüzüme tükürmesine bilerek ve isteyerek mi müsaade ediyordum? sonra, belki de alkolün etkisiyle içimden mýrýldandýðýmý sandýðým o sözler duyuluyor bu cehennem masada: yalnýzýn iptilasýdýr yalnýzlýðý...

    karþýmdaki kýz ifadesizce izliyor beni. görüyor gibi bakýyor. göz bebekleri yok gibi. sonra kýrmýzý ojeli parmaklarýyla biraz öteyi iþaret ediyor gülerek: karþýmdaki çocuk karnýný tutuyor, gülmekten takla atacak gibi duruyor. yerimden doðrulup ellerimle avurdunu sýkýyorum, gülmeler kesiliyor. kalkýyorum masadan, yürüyorum. bir eski sevgili düþüyor aklýma. gittiðinden beri, bir yüzüm kýrmýzý.

    ***

    kan ter içinde uyanýyorum. saat gecenin dördü. beni gerçekten duyuyor musunuz?



    orijinali için: http://bit.ly/b93Joi
     
    Last edited: Aug 8, 2010
    1 person likes this.
  7. gloomy

    gloomy Active Member

    Ben adam olamam çünkü !!

    1)Ýnsanlarý kendim gibi zannediyorum hala!
    2) Ýnsanlarý kendim gibi zannedip,kendim gibi ilgileniyorum hala!
    3) Sevdiklerimi kendi yarattýðým yalancý bir dünyada yalancý bir yere koyuyorum hala!
    4) Sevdiklerim beni üzüyor hala!
    5) Beni üzenleri çok seviyorum hala!
    ...6) Beni en çok üzeni çok özlüyorum hala!
    7) Aptalým hala!
    8) Kendimden memnunum hala!
    9) Kalleþ aþkýma gülümsüyorum hala!
    10) Arkamdan iþ çevirenlere ortak oluyorum hala!
    11) Dostluklar yalanmýþ öðrenemedim hala!
    12) Sevdiðimden sevdiðim için kaçýyorum hala!
    13) Caným canýmdan alýnýyor ben sessizce izliyorum hala!
    14) Yaþam formlarýna raðmen ve inadýna insaným hala!
    15) Üzgünüm Annecim,Üzgünüm Babacým HAYATI ÖÐRENEMEDÝM hala!
     
    1 person likes this.
  8. RÜZGAR

    RÜZGAR New Member

    Hz. Muhammed'in Hz. Ayþe'ye olan sevgisi..

    Hz. Aiþe, Peygamberimizle (asm) yeni evlenmiþti.
    Eþinin kendisini sevip sevmediðini merak etmekteydi ya da kendisini ne kadar ve nasýl sevdiðini...

    Hz. Aiþe bu düþüncesini Peygamber Efendimizle (asm) konuþmadan edemedi.
    "Ey ALLAH'ýn Resulü (asm), beni seviyor musun?"

    "Evet, Ya Aiþe, tabi seviyorum!"

    Hz. Aiþe dahasýný da merak ediyordu, acaba nasýl seviyordu? Hemen sordu:

    "Beni nasýl seviyorsun?"

    Peygamberimiz (asm) sevgi þeklini tanýmladý eþine:

    "Kördüðüm gibi."

    Bu cevap Hz. Aiþe'yi çok sevindirdi, çünkü kördüðüm açýlamazdý.

    Açýlmayan, bitmeyen sýrlý bir sevgi demekti.

    Alacaðý cevap onu çok mutlu ettiði için, Hz. Aiþe sýk sýk sorardý:

    "Ey ALLAH'ýn Resulü, kördüðüm ne âlemde?"

    Peygamberimiz (asm), Hz. Aiþe'yi memnun eden cevabý verirdi her defasýnda:

    "Ýlk günkü gibi..."
     
    2 people like this.
  9. _uLu_

    _uLu_ Member

    Can Yücel - Olmuyorsa Zorlamayacaksýn

    Olsun istersin…
    Hatta olsun diye yapýlmasý gerekenden daha da fazla üstelersin.
    Aþktýr; deðer verirsin, ödün verirsin, sevgiden de öte saygý gösterirsin, olmayacak kaç þey varsa bir araya bile getirirsin…
    Bakarsýn, ne anlattýðýný anlayabilmiþ (?) ne de çözüm için bi’þeyler yapma gayretinde.
    Ýþtir; sabahlarsýn, “olsun” diye ailenden çaldýðýn zamaný oraya verirsin…
    Dosttur; hayatta kimseyi dinlemediðin kadar dinler, kendine ayýrmadýðýn onca þeyi “O’na” ayýrmaya çalýþýrsýn…
    Sonra olayýn içinden kendini çýkartýr þöyle karþýdan yaptýklarýna bir bakarsýn… Bakarsýn ki her þey baþladýðýn gibi!
    Olmuyorsa, olmuyordur!

    Gönlün rahat mý?
    Elinden geleni yaptýn mý?
    Cidden olmuyorsa zorlamayacaksýn.
     
    2 people like this.
  10. RÜZGAR

    RÜZGAR New Member

    Anneciðim..

    Ak saçlý baþýný alýp eline,
    Kara hülyalara dal anneciðim!
    O titrek kalbini bahtýn yeline,
    Bir ince tüy gibi sal anneciðim!

    Sanma bir gün geçer bu karanlýklar,
    Gecenin ardýnda yine gece var;
    Çocuklar hýçkýrýr, anneler aðlar,
    Yaþlý gözlerinle kal anneciðim!

    Gözlerinde aksi bir derin hiçin,
    Kanadýn yayýlmýþ, çýrpýnmak için;
    Bu kýþ yolculuk var, diyorsa için,
    Beni de beraber al anneciðim!...


    (Necip Fazýl Kýsakürek)
     
    1 person likes this.
  11. kelebek

    kelebek Member

    ÜÇ NOKTA...
    Üç noktayý susmak mý zannettiniz siz?
    Üç nokta, çok sey anlatýlmak istenen ve anlatýlan
    Her bir noktanýn zerreleri adedince birer nokta daha
    Anlatýlamayan, anlaþýlamayan; insanýn kendine de anlatamadýðý, dinletemediði.

    Üç nokta, aralarý bin yýllýk mesafe
    Pergelin iðneli ayaðý bir nokta yüreðimizde; diðer ayaðý, sabit kalemle konulmuþ Diðer noktalar arasýnda gidip gelmekte;
    Tekrar ayný noktaya dönmekte.

    Üç noktayý susmak mý zannettiniz siz?
    Üç nokta, söz geçirememek yüreðe, zincirlemeye çalýþmak nefsi; günahtan kaçmak, günaha batmak
    Üç nokta merhamet; sizin alýnganlýðýnýz, benim kýrýlganlýðým
    Olumsuzluk eklerinin yanlýþ okutulmasý.

    Üç nokta, tereddüt kimi zaman, pervasýzlik çoðu zaman
    Üç nokta imkânsýzlýk, aralarý muamma.

    Üç noktayý susmak mý zannettiniz siz?
    Üç nokta, yüreði dinlemek ara sýra, konuþmaktan men etmek sýk sýk
    Sevdayý çiçek gibi deðil bir kurþun gibi taþýmak; çiçek gibi
    Taþýyamayacak olmak.

    Üç nokta, Ýstanbul'u taþýyamamak, altýnda kalmak kâinatýn
    Yardým dilemek bir dosttan ve yine kendimize ihânetimizden
    Ve de dostluða,
    Aðýrlaþtýrmak yüreðimizde dostluðu çaresizce.

    Üç noktayý susmak mý zannettiniz siz?
    Üç nokta, konuþmak, hiç susmadan konuþmak kendi kendine
    Bir cinnet üç nokta. Aklýný sakýnmak delirmekten,
    Deliliðini korumak aklýndan
    Ve þimdi üç nokta aðlamak bir Kur'an kýraatinde günahkârlýðýna
    Ve de günahsýzlýðýna; olmayan çârelerine, var olan çâresizliðine.

    Üç noktayý susmak mý zannettiniz siz?
    Üç nokta, mahkum olmak mesafelere; boyun eðmek nâfileye
    Üç nokta, çâresiz çýðlýklarla uyanmak rüyadan;
    Açýlmayan kapýlarý yumruklamak

    Üç noktayý susmak mý zannettiniz siz?
    Üç nokta bilmek yanlýþlýðý ve devam etmeyi istemek yanýlmaya


    Üç nokta yaþamak baska hayatlar için; yaþamaya mahkûm olmak diðerlerinin hayatýný ve öldürmek kendininkini.
     
    3 people like this.
  12. RÜZGAR

    RÜZGAR New Member

    HER CANLIYA ÝYÝLÝK..

    Bir adam yolda yürürken çok susadý..Yol üzerinde bir kuyuya inip su içti.. Suyunu içtikten sonra susuzluktan dili damaðýna yapýþmýþ bir köpeðin yaklaþtýðýný gördü.. Kendi kendisine (Bu köpekde çok susamýþ.) deyip köpeðe su içirdi.. Yüce Allah bu kiþinin davranýþýndan memnun kaldý..
    Hz.Peygamber bu olayý anlattýktan sonra kendisini dinleyen sahabelerden bazýlarý: -Ey Allah'ýn resulü, yani bize hayvanlara yaptýðýmýz iylikler için de sevap var mýdýr? diye sordular..
    Peygamberimiz: -Evet, her canlýya yapýlan iylikte sevap vardýr.. diye buyurdu.
     
  13. RÜZGAR

    RÜZGAR New Member

    Neden Evlilik Yüzüðü Yüzük Parmaðýna Takýlýr?

    Neden evlilik yüzüðü yüzük parmaðýna takýlýr biliyor muydunuz?
    Evlilik yüzüðü neden hep ayný parmaðýmýzdadýr da, neden iþaret parmaðý baþ parmak ya da serçe parmak deðil de neden yüzük parmaðý...
    Evlilik yüzüðünü ilk defa eski mýsýr prensesi Nefertiti takmýþtýr... o yýllardaki Týbbýn ne kadar ilerde olduðu ayrý bir tartýþma konusudur ama yüzyýllar Sonra anlaþýlmýþtýr ki direk kalbe giden tek damar evlilik yüzüðünü taktýðýmýz Parmaktadýr.. Baþka hiç bir parmaðýmýzdan direk kalbe giden bir damar yoktur...

    Neden evlilik yüzüðü olduðunu biliyor musunuz neden bir kolye veya baþka bir þey deðil?
    Çünkü eski Mýsýr’da yýlan ölümsüzlüðü temsil edermiþ yüzükte kuyruðunu ýsýrmýþ yýlanýn simgesidir evlilikler ölümsüz olsun diye takarlarmýþ...
     
    1 person likes this.
  14. kelebek

    kelebek Member

    KALEM VE KELAM

    Ýki iyi dosttular. Yedikleri, içtiklerini bir tarafa býrakýn; söyledikleri bile ayrý gitmezdi. Kelam ne söylerse, kalem yazardý; kalem ne yazmýþsa, kelam onu söylerdi.
    Her fani gibi onlarýnda arasýna bir husumet girdi. Aslýnda çoktandýr husumet onlara göz kýrpmýþ, arada bir kulaklarýna kötü sözler fýsýldýyordu. Kelam ile kalem bu söyleyiþlere aldýrýþ etmiyordu. Dostluklarýnýn ezeli ve ebedi olduðu vehmine kapýlmýþlardý. Vehmin baþlý baþýna bir husumet olduðunun farkýna varamadýlar. Vehim, husumetin tohumudur. Ýyi veya kötü denilebilecek bir rengi yoktur. Bilemediler.
    Kalem, her þeyi kolayca yazardý. Söz ne kadar güçlü ise kalem de o derece güçlüydü. Allah, tek kelamla þeytana “ Ýn oradan! Sen kovulmuþlardansýn.” Buyurduðu zaman kalem bir çýrpýda Ýblis’in alnýna yapýþmýþ, boþluða mahal býrakmadan hükmü yazmýþtý.
    Geriye dönüp baktýðý zaman hep o aný hatýrlar ve ürperirdi. Hayatýnýn en zorlu yazýsýydý bu. “Ýn oradan!”. Ýblis’in alnýna yazýyý yazarken dudaklarýna ateþ bulaþmýþ, dili yanmýþtý. Hafif peltekliði bu yüzdendi. Bu durum ona tatlý bir söyleyiþ kazandýrýyordu. En azýndan en iyi dostu kelam böyle söylüyordu. Bazý kelimeleri yazarken zorlanýyor “þ” leri “s” ye , “r” leri “y” ye dönüþtürüveriyordu. Kelam kalemin yazým yanlýþlarýný yüzüne vurmaz kusuruna baðýþlardý.
    Aradan yüzyýllar geçti. Ne kalem kelamsýz olabildi ne de kelam kalemsiz. Kelam unutulmaktan çok korkardý. Dünyada her þeyden daha kýymetli olan bilinme arzusu benliðini yakýp kavuruyordu. Bu yüzden kalemi canýndan çok seviyordu. Kalem de, kelam da can bulduðu düþüncesiyle kelamsýz bir dünya düþünemiyordu. Zira kalem için dünyada her þeyden daha kýymetli olan þey bilme arzusuydu.
    Bilinmek ve bilmek! Ýþte evrenin yüzyýllardýr süren serüveni …

    ********

    “ Ýçimde bir sýkýntý var. Bir türlü söyleyemiyorum. Göðsüm daralýyor, nefes alamýyorum. Bugüne kadar böyle bir þey olmamýþtý. Tüm sýkýntýlarý, sevinçleri, acýlarý dile getiren ben, bunu dile getiremiyorum.” Dedi kelam. Kalem, kelamýn bu söylediklerini aynen yazdý. Kelam susunca kalem yazamadý. Bu bir kanundu ve hiç deðiþmedi. Baþýný sayfalarda gezdirdi kalem. Fakat hiçbir þey yazmadý. Satýr atladý, sayfa atladý. Atladý, atladý, atladý …
    Kelam’ýn bu haline çok üzülüyordu. Fakat ne yazabilirdi ki. Bugüne kadar o söylemeden tek bir harf bile yazmamýþtý. Kelam sustu, kalem sustu. Kelam hüzünlü gözlerle baktý arkadaþýna. “ Ne güzel, ne narin bir dost. Keþke …” düþünmeyi býraktý. Aðlamak istiyordu, aðladý. Gözyaþlarýný kaleme, sayfalara akýttý. Kalemin caný yanýyordu. Sezinlediði bir þeyler vardý. Ama dillendiremiyordu. Arkadaþý uzun bir süredir bu haldeydi. “Acaba ne olmuþtu?” Bu sorunun cevabýný bilmek için, içi içini yiyordu. Söyleyip de yazmadýðý bir þey mi vardý? Gözünden bir þey mi kaçýrmýþtý? Bunun olabileceðine ihtimal vermiyordu ama içini kemiren kuþkuyla yazdýðý tüm yazýlara geri döndü; Ýlk varolduðu güne… Kalemi bildiði güne …
    Bir cümle gözüne takýldý. “ Varlýðýn bana ýstýrap veriyor. Acý çekiyorum. Söylenmekten yoruldum.” Kalem, bu cümlede neden durduðunu anlayamamýþtý. Bakýndý, bakýndý, bakýndý. Cümleye düþen kurumuþ bir damla gözyaþýnýn harfleri daðýtmýþ olmasý dikkatini çekmiþti.
    Hatýrlýyordu. Kelam söylenirken bir damla düþmüþtü sayfaya. Acaba aðlýyor mu diye baþýný kaldýrýp arkadaþýna bakmýþtý. Gözleri kýzarmýþ, benzi solmuþtu kelamýn.
    “ Aðlýyor musun yoksa “ diye sordu kalem. “ Hayýr. Rüzgardan sanýrým. Biraz rahatsýzým” deyip meseleyi kapatmýþtý. Fazla durmamýþtý üzerinde. Ýnanmýþtý.
    Yazdýklarý üzerinde ilerlemeye devam etti kalem. Bir cümle daha beyninin içinde raksetmeye baþladý. “ Allah’ ým, bilinmek ne aðýr bir imtihandýr, anladým. Caným yanýyor., yüreðim…. Zavallý yüreðim. Ya Rab! Ne olur tut beni.” Kalemin yürek ucu cýz etti.
    Baþka bir cümle. Hayýr bir beyit ;
    “ Beni candan usandýrdý
    Cefadan yar usanmaz mý?
    Felekler yandý ahýmdan
    Muradým Þem’i yanmaz mý?”
    Bu satýrlarý okuduktan sonra durdu. Beyitte geçen “ ah “ kelimesinin koyu harflerle yazýldýðýný fark etmiþti. Birden anýmsadý. Kelam özellikle üzerinde durmuþtu; ” Ah”’ ý koyu ve kalýn yaz diye.
    Baþýný gayrý ihtiyarý kaldýrmýþ ve arkadaþýna bakmýþtý kalem. O anda iki dalga; hayýr iki þimþek ; hayýr iki dünya; hayýr, hayýr iki evren çarpýþtý sanki. Kalem ilk günkü gibi ateþlendi. “ Anladýn mý? “ diye sordu kelam. “ Þimdi bilinmek ateþine , bilme ateþi düþtü. Seni þimdi biliyorum.” dedi. Kalem tutuþmaya devam ediyordu. Kendinden geçmiþ, ne yaptýðýndan bihaber, kelamdan hiçbir söz iþitmemiþ olmasýna raðmen ilk kez söylenmeden yazdý. “ AH "
     
  15. RÜZGAR

    RÜZGAR New Member

    ÇOCUK NE YAÞIYORSA ONU ÖÐRENÝR..

    Eðer, bir çocuk sürekli eleþtirilmiþse;
    Kýnamayý ve ayýplamayý öðrenir.

    Eðer, bir çocuk kin ortamýnda büyümüþse;
    Kavga etmeyi öðrenir.

    Eðer, bir çocuk alay edilip aþaðýlanmýþsa;
    Sýkýlýp, utanmayý öðrenir.

    Eðer, bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eðitilmiþse;
    Kendini suçlamayý öðrenir.

    Eðer, bir çocuk hoþgörüyle yetiþtirilmiþse;
    Sabýrlý olmayý öðrenir.

    Eðer, bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmiþse;
    Kendine güven duymayý öðrenir.

    Eðer, bir çocuk övülmüþ ve beðenilmiþse;
    Takdir etmeyi öðrenir.

    Eðer, bir çocuk hakkýna saygý gösterilerek büyütülmüþse;
    Adil olmayý öðrenir.

    Eðer, bir çocuk güven ortamý içinde yetiþmiþse;
    Ýnançlý olmayý öðrenir.

    Eðer, bir çocuk kabul ve onay görmüþse;
    Kendini sevmeyi öðrenir.

    Eðer, bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaþlýk görmüþse;
    Bu dünyada mutlu olmayý öðrenir.

    Dorothy Law Nolte
     
    1 person likes this.
  16. gloomy

    gloomy Active Member

    Sedefler susuz kaldý

    Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaþlý çiftin durumu içler acýsýydý. Adam inatçý bakýþlarla suskun, Ninenin aðlamaktan iyice çukurlaþmýþ gözleri ve keskin çizgileriyle býkkýn bakýþlarý süzüyordu etrafýný...

    Ve Hakimin tokmak sesiyle sustu uðultu ve tok sesiyle, sözü yaþlý kadýna verdi, hakim...

    "Anlat teyze neden boþanmak istiyorsun...?"

    Yaþlý kadýn derin bir nefes çektikten sonra baþ örtüsüyle aðzýný aralayýp, kýsýlmýþ sesiyle konuþmaya baþladý...



    "Bu herif yetti gayri, 50 yýldýr bezdirdi hayattan..."



    Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda... Sessizlik bu tür haberleri her gün manþet yapan gazetecilerden birinin flaþýyla bozuldu, kim bilir nasýl bir manþet atacaklardý, yaþanmýþ 50 yýlýn ardýndan... Çok sayýda gazeteci izliyordu davayý, kadýn neler diyecekti. Herkes onu dinliyordu.. Yaþlý kadýnýn gözleri doldu... Ve devam etti...



    "Bizim bir sedef çiçeði vardý, çok sevdiðim... O bilmez... 50 yýl önceydi... O çiçeði bana verdiði çiçeklerin arasýndan kopardýðým bir yapraðý tohumlamýþtým, öyle büyüttüm.. Yavrumuz olmadý, onlarý yavrum bildim... Bir süre sonra çiçek kurumaya baþladý. O zaman adak adadým... Her gece güneþ açmadan önce bir tas suyla sulayacaðým onu diye... Ýyi gelirmiþ dedilerdi... 50 yýl oldu, bu herif bir gece kalkýp bir kere de bu çiçeði ben sulayayým demedi... Ta ki geçen geceye kadar... O gece takatim kesilmiþ.. Uyuyakalmýþým... Ben böyle bir adamla 50 yýl geçirdim... Hayatýmý, umudumu her þeyimi verdim... Ondan hiç bir þey göremedim.. Bir kerecik olsun, benim bildiðim görevlerden birisini yapmasýný bekledim.... Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."



    Hakim, yaþlý adama dönerek;

    "Diyeceðin bir þey var mý baba" dedi.

    Yaþlý adam bastonla zor yürüdüðü kürsüye, o ana kadar suçlanmýþ olmanýn utangaçlýðýný hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi.



    "Askerliðimi, reisicumhur köþkünde bahçývan olarak yaptým, o bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim... Fadime'mi de orada tanýdým... Sedefleri de... Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim... O çiçeklerle doludur bahçesi... Kokusuna taptýðým periþan eder yüreðimi... Ýlk evlendiðimiz günlerin birinde boyun aðrýsýndan onu hekime götürdüm... Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleþir, kötüleþir dedi.. Her gece uykusunu bölüp, uyansýn, gezinsin dedi... Hekimi pek dinlemedi, bizim hatun... Lafým geçmedi... O günlerde tesadüf bu çiçek kurudu... Ben ona gece sularsan geçer dedim.. Adak dilettim... Her gece onu uyandýrdým. Ve onu seyrettim... O sevdiðim kadýnýn yavrusu bildiði çiçekleri sularken seyrettim... Her gece o çiçek ben oldum... Sanki... Ona bu yüzden tapabilirdim..." dedi adam o yaþtaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle...

    "Her gece O yattýktan sonra uyandým... Saksýdaki suyu boþalttým... Sedef gece sulanmayý sevmez, hakim bey.. Geçen gece de... Yaþlýlýk.. Ben de uyanamadým.. Uyandýramadým... Çiçek susuz kalýrdý amma, kadýnýmýn boynu yine azabilirdi... Suçlandým.. Sesimi çýkartamadým..."



    O an Mahkeme salonunda her þey sustu...

    Ertesi sabah gazeteler "Sedef susuz kaldý" diye yine yalnýzca neticeyi haber yaptýlar.
     
    1 person likes this.
  17. gloomy

    gloomy Active Member

    Baðlanmayacaksýn

    Baðlanmayacaksýn bir þeye
    Öyle körü körüne
    “O olmazsa yaþayamam” demeyeceksin
    Demeyeceksin iþte
    Yaþarsýn çünkü
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki
    Çok sevmeyeceksin mesela
    O daha az severse kýrýlýrsýn
    Ve zaten genellikle o daha az sever seni
    Senin O’nu sevdiðinden.

    Çok sevmezsen çok acýmazsýn
    Çok sahiplenmeyince
    Çok aitte olmazsýn hem
    Çalýþtýðýn binayý
    Masaný, telefonunu, kartvizitini
    Hatta elini ayaðýný bile çok sahiplenmeyeceksin.

    Gökyüzünü sahipleneceksin,
    Güneþi, ayý, yýldýzlarý
    Mesela kuzey yýldýzý
    Senin yýldýzýn olacak
    “O benim” diyeceksin
    Mutlaka sana ait olmasýný istiyorsan bir þeylerin..
    Mesela gökkuþaðý senin olacak

    Ýllede bir þeye ait olacaksan,
    Renklere ait olacaksýn,
    Mesela turuncuya,
    Yada pembeye,
    Ya da cennete ait olacaksýn.
    Çok sahiplenmeden
    Çok ait olmadan yaþayacaksýn
    Senin deðillermiþ gibi davranacaksýn
    Hem hiçbir þeyin olmazsa
    Kaybetmekten de korkmazsýn
    Onlarsýzda yaþayabilirmiþsin gibi davranacaksýn
    Çok eþyan olmayacak mesela evinde
    Paldýr küldür yürüyebileceksin
    Ýlle de bir þeyleri sahipleneceksen
    Çatýlarýn gökyüzüyle birleþtiði yerleri sahipleneceksin

    Hem her an avuçlarýndan kayýp gidecekmiþ gibi
    Hem de hep senin kalacakmýþ gibi hayat
    Ýliþik yaþayacaksýn
    Ucundan tutarak..

    CAN YÜCEL
     
    1 person likes this.
  18. hanci

    hanci New Member

    Giderayak iþlerim var bitirilecek,
    giderayak.
    Ceylaný kurtardým avcýnýn elinden
    ama daha baygýn yatar ayýlamadý.
    Kopardým portakalý dalýndan
    ama kabuðu soyulamadý.
    Oldum yýldýzlarla haþýr neþir
    ama sayýsý bir tamam sayýlamadý.
    Kuyudan çektim suyu
    ama bardaklara konulamadý.
    Güller dizildi tepsiye
    ama taþtan fincan oyulamadý.
    Sevdalara doyulamadý.
    Giderayak iþlerim var bitirilecek,
    giderayak.

    Haziran 1959


    Nazým Hikmet Ran
     
    1 person likes this.
  19. DevilSmile

    DevilSmile New Member

  20. Nuvola

    Nuvola New Member

    Mevlana’dan hayata dair

    Sonsuz bir karanlýðýn içinden doðdum.
    Iþýðý gördüm, korktum.
    Aðladým.

    Zamanla ýþýkta yaþamayý ögrendim.
    Karanlýðý gördüm, korktum.

    Gün geldi sonsuz karanlýða uðurladim sevdiklerimi. ..
    Aðladým.

    Yaþamayý ögrendim.
    Dogumun, hayatýn bitmeye baþladýðý an oldugunu;
    aradaki bölümün, ölümden çalýnan zamanlar oldugunu
    ögrendim.

    Zamaný ögrendim.
    Yarýþtým onunla…
    Zamanla yarýþýlmayacagýný,
    zamanla barýþýlacaðýný, zamanla ögrendim…

    Insaný ögrendim.
    Sonra insanlarýn içinde iyiler ve kötüler oldugunu…
    Sonra da her insanýn içinde
    iyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim.

    Sevmeyi ögrendim.
    Sonra güvenmeyi…
    Sonra da güvenin sevgiden daha kalýcý oldugunu,
    sevginin güvenin saðlam zemini üzerine kuruldugunu
    ögrendim.
    Ýnsan tenini ögrendim.
    Sonra tenin altnda bir ruh bulundugunu. ..
    Sonra da ruhun aslýnda tenin üstünde oldugunu ögrendim..

    Evreni ögrendim.
    Sonra evreni aydýnlatmanýn yollarýný ögrendim.
    Sonunda evreni aydinlatabilmek için önce çevreni
    aydýnlatabilmek gerektigin ögrendim.

    Ekmeði ögrendim.
    Sonra barýþ için ekmegin bolca üretilmesi gerektigini.
    Sonra da ekmeði hakça üleþmenin,
    bolca üretmek kadar önemli oldugunu ögrendim.

    Okumayý ögrendim.
    Kendime yazýyý ögrettim sonra…
    Ve bir süre sonra yazý, kendimi ögretti bana…

    Gitmeyi ögrendim.
    Sonra dayanamayýp dönmeyi…
    Daha da sonra kendime ragmen gitmeyi…

    Dünyaya tek baþýna meydan okumayý ögrendim genç yaþta…
    Sonra kalabalýklarla birlikte yürümek gerektigi fikrine vardým.
    Sonra da asýl yürüyüþün kalabalýklara karþý olmasý gerektigine aydým.

    Düþünmeyi ögrendim.
    Sonra kalýplar içinde düþünmeyi ögrendim.
    Sonra saðlýklý düþünmenin kalýplarý yikarak düþünmek
    oldugunu ögrendim.

    Namusun önemini ögrendim evde…
    Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu;
    gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el
    sürmemek oldugunu ögrendim.

    Gerçegi ögrendim bir gün…
    Ve gerçegin acý oldugunu…
    Sonra kararýnda acýnýn, yemege oldugu kadar hayata da
    lezzet kattýðýný ögrendim.

    Her canlýnýn ölümü tadacaðýný, ama sadece bazýlarýnýn
    hayatý tadacaðýný öðrendim.

    Ben dostlarýmý ne kalbimle ne de aklýmla severim.
    Olur ya …
    Kalp durur …
    Akýl unutur …
    Ben dostlarýmý ruhumla severim.
    O ne durur, ne de unutur …


    MEVLANA
     
    3 people like this.

Share This Page