Hikayeler, Fýkralar, Kendi Yazýlarýnýz...Paylaþýmlar

Discussion in 'Türkçe' started by Pembe-Turtle, Apr 14, 2009.

  1. Pembe-Turtle

    Pembe-Turtle New Member

    Ýki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik yaparak geçirmeye karar verirler. Piknik yerine vardýklarýnda anne yemeði hazýrlarken, çocuklar babalarýyla birlikte yürüyüþe çýkar. Uzun bir yürüyüþten sonra oldukça yorulan küçük çocuk yalvarýrcasýna bakan gözlerle,

    'Babacýðým çok yoruldum. Lütfen beni kucaðýnda taþýr mýsýn?' der.
    Baba; 'Ben de yorgunum oðlum'' der demez çocuk aðlamaya baþlar.
    Baba tek kelime etmeden aðaçtan bir dal keser. Dalý býçakla biçimlendirip, çocuða zarar vermeyecek biçimde yontar.
    Sonra dalý oðluna verir. 'Al oðlum, sana güzel bir at' der.
    Çocuk sevinçle dal parçasýndan yontulmuþ ata biner ve sýçrayarak, ata vurarak annesinin yanýna doðru gitmeye baþlar.

    Babasýný ve ablasýný geride býrakmýþtýr bile...


    Baba gülerek kýzýna: 'Ýþte yaþam budur kýzým. Bazen zihnen ya da bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin. Ýþte o zaman kendine deðnekten bir at bul ve neþe ile yoluna devam et.

    Bu at,
    bir arkadaþ,
    bir þarký,
    bir çiçek,
    bir þiir yada
    bir çocuðun tebessümü olabilir.'

    Deðnekten Atýnýz Hiç Eksik Olmasýn [​IMG]
     
    5 people like this.
  2. Pembe-Turtle

    Pembe-Turtle New Member

    >>Evini bir parti sonrasý temizlemek için saatlerce uðraþýyorsan; bir çok arkadaþýn var demektir.

    >>Faturalarýný ödeyebiliyorsan; bir iþin var demektir.

    >>Pantolonun biraz sýkýyorsa; aç kalmýyorsun demektir.

    >>Gölgen seni izliyorsa; güneþ ýþýðýný görüyorsun demektir.

    >>Otobüsten indiðin yerden iþyerine yolu uzun buluyorsan; yürüyebiliyorsun demektir.

    >>Hükümet hakkýnda eleþtiri yapabiliyorsan; konuþma özgürlüðün var demektir.

    >>Yanýndaki adamýn sesinden rahatsýz oluyorsan; duyuyorsun demektir.

    >>Camlarý silmen, çatýyý onarman gerekiyorsa; bir evde yaþýyorsun demektir.

    >>Doðalgaz faturan yüklü geliyorsa ; ýsýnýyorsun demektir.

    >>Yýðýnla yýkanacak ütülenecek çamaþýrýn varsa; yýðýnla giyeceðin var demektir.

    >>Çalar saatin sabahýn köründe çalýyorsa; yaþýyorsun demektir.

    >>Akþamlarý kendini yorgun hissediyor ve bacaklarýn aðrýyorsa; o gün üretici olmuþsun demektir.

    ve tüm bunlarýn farkýna varabiliyorsan; mutlusun demektir...

    MUTLULUK....
    Sorunsuz bir yaþam deðil onlarla baþa çýkabilme yeteneði demektir
     
    Last edited: Apr 14, 2009
    4 people like this.
  3. RÜZGAR

    RÜZGAR New Member

    AÞK PAYLAÞMAKTIR...

    Soðuk bir kýþ akþamý, MacDonalds'ýn kapýsýndan içeri yaþlý bir amcayla teyze girmiþler, bir masaya oturmuþlar.Derken amca, kasaya gidip 1 hamburger,1 büyük boy patates ve bir büyük Cola almýþ.Elinde tepsiyle masaya dönmüþ, hamburgeri ikiye Bölerek yarýsýný teyzenin önüne koymuþ,sonra bütün patatesleri tek tek sayarak onlarýnda yarýsýný teyzeye vermiþ, sonra Cola kutusunu da ortaya koymuþ, önce bir yudum kendisi içiyor sonra da teyze bir yudum alýyormuþ. Herkes ne tatlýlar, iki tonton buraya gelmiþler, bir kiþilik yemeði ikisi yiyorlar zavallýcýklar diye onlarý izliyomuþ. Derken bir de bakmýþlar ki teyzenin önünde hamburgerle patatesler olduðu gibi duruyor, kocasýnýn afiyetle yemek yiyiþini seyrediyor arada bir de Cola'dan bir yudum alýyormuþ. Sonunda orda çalýþanlardan biri dayanamamýþ, yanlarýna gitmiþ:

    -Afedersiniz, ben sizi izlemekten kendimi alamadim lütfen izin verin size bir menü kendim ýsmarlayayým.

    Yaþlý amca:

    - Teþekkür ederiz ama biz halimizden memnunuz.60 yýldýr evliyiz ve herþeyimizi iþte böyle paylaþýrýz demiþ.Bunun üzerine genç adam teyzeye dönmüþ:

    -Peki ama teyzeciðim, siz neden hamburgerinizi patateslerinizi yemiyorsunuz, neyi bekliyosunuz? Yaþlý teyze cevap vermiþ :

    -Diþleri...!!
     
    1 person likes this.
  4. YuRuYeDuR!

    YuRuYeDuR! New Member

    Japon eðitim heyeti ve çanakkale

    Türkiye'ye Japonya'dan bir eðitim heyeti gelir. Temas ve incelemeler
    yaparak, neticeyi yetkililere aktaracaklar. Gerektiði kadar da ikili iþbirliði gerçekleþtirecek. Ýþler buraya kadar çok iyi...

    Ýncelemeler tamamlandýktan sonra her iki heyet Bakanlýkta toplanýrlar. Japonlarýn hakkýmýzdaki tespiti hayli ilginçtir: "Sizin çocuklarýnýzda milli þuur yok". Bizimkiler çok þaþýrýr! "Bizim çocuklarýn damarlarýndaki kan milli duygumuzun kaynaðýdýr." Yine de fazla ses çýkarmazlar! Ne de olsa
    Karþýlarýndakiler misafirdir! Sorarlar Japon heyetine: "Peki, Sizin gençlerinizde milli þuur var mýdýr? Japon uzmanlarý anlatmaya baslar:

    Biz gençlerimize ilkokula baþlamadan "þok testler" uygularýz. Mesela
    uçak gibi hýzlý giden trenlerimize bindirir, bir tur yaptýrýrýz. Çok
    katlý yollardan da geçen tren, onlarý söyle bir sarsar. Mini mini çocuklarýmýz teknolojinin bu baþ döndürücü neticesini görerek testteki
    ilk þoku yaþarlar.

    Bu þoktan sonra onlarý Hiroþima'ya götürürüz. Bölgeyi aynen koruyoruz.
    Bombalanmýþ bu bölge hakkýnda bilgilendirir;en basit otun bile burada
    yeþeremediðini gösteririz. Ve deriz ki "Eðer sizler çalýþmaz, sizden
    öncekileri geçmezseniz vatanýnýz, iste böyle düþmanlar tarafýndan
    bombalanýr. Hiçbir canlý yaþayamayacak hale getirir, size o haliyle býrakýp giderler.

    Çalýþýrsanýz, bindiðiniz hýzlý trenleri bile geçecek yeni vasýtalar
    yaparsýnýz. Gerisi sizin bileceðiniz iþtir. Çocuklarýmýz bununla ikinci
    bir þok daha yasarlar. Sizlere sunu hatýrlatalým ki, Türkiye'de birçok teknik elemanýmýz bulunmaktadýr. Bunlarýn herhangi birine bu konuyu sorabilirsiniz."

    Bizimkiler þaþkýnlýk içinde sorarlar:
    "-Peki ya Türkiye için bu açýdan tespitiniz var mý? Varsa gözlemleriniz nedir?"
    Japonlar; "elbette var" derler. "Bizimkinden çok daha önemli. Bir
    tanesi Çanakkale Savaþlarý'nýn olduðu bölge. Bu bölge gençlerinizin þok
    olmasý için yeter de artar bile. Bir metre kareye altý bin merminin düþtüðü bir savaþta, Türk'ler her þeye raðmen galip çýkýyor, olamayacaðý olur
    hale getiriyorlar. En son teknolojiye ve donanýma meydan okuyarak, inancýn galip geldiðinin ispatini yapýyorlar. Üstelik karsýlarýnda tek
    bir düþman deðil, müttefik güçler; sizin tabirinizle yetmiþ iki millet var."
    Evet m²'ye tam 6.000 Mermi!

    Bunu biliyor muydunuz?

    Not: 300 m2 lik bir tepe için 2 gece savaþýldý. m2' ye 50 ölü düþüyordu.
    Cerrah paþadan gelen 130 son sýnýf öðrencisi gönüllünün hepsi þehit
    oldu o tepede... o sene mezun verilmedi týbbiyeden... Anlatacak çok þey var bu savaþta. Oradan geçen varsa tepelere kazýnmýþ yazýyý bilir.

    'Dur yolcu bilmeden basýp geçtiðin bu toprak bir devrin battýðý yerdir'...

    Allah 250 bin þehidimizin ruhunu þad etsin...

    "Çalýþmadan, öðrenmeden, yorulmadan rahat yaþamanýn yollarýný aramayalým!
     
    3 people like this.
  5. minzomarakan

    minzomarakan Active Member

    kendi yazýlarýmýz.... :D sansür nolacak :D
     
  6. Pembe-Turtle

    Pembe-Turtle New Member

    Sen yaz bakalým eðer banlanýrsan forumdan anlarýz ki yazýlmamasý gerekiyor:twisted::twisted: Bilirsin ölçüsünü sen yaklaþýk kelimelerle falan yazarsýn :idea:
     
  7. Pembe-Turtle

    Pembe-Turtle New Member

    LEONARDO DA VÝNCÝ ‘Son Aksam Yemeði’ isimli resmini yapmayý düþündüðünde büyük bir güçlükle karþýlaþtý… Ýyi’yi Ýsa’nýn bedeninde, Kötü’yü de Ýsa’nýn arkadaþý olan ve son akþam yemeðinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nýn bedeninde tasvir etmek zorundaydý…

    Resmi yarým býrakarak bu iki kiþiye model olarak kullanabileceði birilerini aramaya baþladý. Bir gün bir koronun verdiði konser sýrasýnda,korodakilerden birinin Ýsa tasvirine çok uyduðunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayýsýz taslak ve eskiz çizdi.

    Aradan 3 yýl geçti. ‘Son Akþam Yemeði’ neredeyse tamamlanmýþtý,ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacaðý modeli bulamamýþtý….
    Leonardo’nun çalýþtýðý kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamý sýkýþtýrmaya baþladý. Günlerce aradýktan sonra Leonardo vaktinden önce yaþlanmýþ genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoþluktan kendinden geçmiþ bir durumda kaldýrým kenarýna yýðýlmýþtý. Leonardo yardýmcýlarýna adamý güçlükle de olsa kiliseye taþýmalarýný söyledi çünkü artýk taslak çizecek zamaný kalmamýþtý. Kiliseye varýnca yardýmcýlar adamý ayaða diktiler. Zavallý,baþýna gelenleri anlamamýþtý.Leonardo adamýn yüzünde görülen inançsýzlýðý, günahý, bencilliði resme geçiriyordu…

    Leonardo iþini bitirdiðinde, o zamana kadar sarhoþluðun etkisinden kurtulmuþ olan berduþ gözlerini açtý ve bu harika duvar resmini gördü.Þaþkýnlýk ve hüzün dolu bir sesleþöyle dedi:’Ben bu resmi daha önce gördüm…’ ‘Ne zaman?’ diye sordu Leonardo da Vinci, o da þaþýrmýþtý. ‘Üç yýl önce’ dedi adam.. ‘Elimde avucumda olaný kaybetmeden önce. O sýralarda bir koroda þarký söylüyordum, pek çok hayalim vardý, bir ressam beni Ýsa’nýn yüzü için modellik yapmak üzere davet etmiþti…


    Ýyi ve Kötü’nün yüzü aynýdýr…
    Her þey insanýn yoluna ne zaman çýktýklarýna baðlýdýr…
     
    5 people like this.
  8. minzomarakan

    minzomarakan Active Member

    Cenevreden Bildiriyorum

    Euro 2008 zamaný yazmýþtým...

    Cenevreden Bildiriyorum....

    Bu yazýyý sizlere Cenevre’deki otelimden yazýyorum. Çek Cumhuriyeti ile zorlu bir maç oynadýk. Ýsviçre Prensesi tarafýndan bana ayrýlan özel koltukta, Elton John, Prens Charles, ve Adriana Lima ile izledik. Maçý ve teknik olarak detaylarý ben anlatmayacaðým. Özeti izleyin, bir spor gazetesi vs alýn. Her þeyi benden beklemeyin. Kraliyetin bizim için düzenlediði balodan çýktýktan sonra, topluca stada gitmeye karar verdik.. Bir ara UEFA’nýn Cenevre il güvenlik kurulu ile yaptýðý toplantý sonucu, seyirciler stada toplu halde gidemez kuralý aklýmýza geldi. Saatlerimizi ayarladýk ve daðýlarak ara sokaklardan stada ulaþtýk. Maç hýzlý baþladý. Elton ile Charles arasýndaki gerginlik daha baloda dikkatimi çekmiþti. Ýkisini de kenara çekip “olum noluyo, ne bu suratlar” dedim. Ýkisi de “abi boþver, býrak gitsin” þeklinde cevaplar verdi. Biraz araþtýrýnca Diana’nýn cenazesinden kalan bir alacak-verecek meselesi çýktý ortaya. Maç baþladýðýnda Elton sahaya üçlü çektirmek için fýrladý. Bu adamýn holigan ruhu beni öldürecek. Kayda deðer bir baþka olayda hakemin hatalý kararý sonucu Charles’ýn sahaya yabancý madde atmasaydý. Hemen stadýn hoparlöründen bir anons yaptýrdým.UEFA sahamýzý kapatýr valla þeklinde, uyarýda bulundum bide. Kendine geldi ve kesti bu saçma davranýþý Balo sýrasýnda baþlayan Adriana ile yakýnlaþmam maçta iyice arttý. Her heyecanlý pozisyon sonrasý bana sarýlmasý güzeldi fakat erken yüz verdiðim kanýsýna kapýldým birden. Arada böyle götüm kalkar benim. Maçýn son düdüðü ile birlikte, Adriana ile çýlgýnlar gibi seviþtik.Pardon.... Hah maçýn son düdüðü ile çýlgýnlar gibi sevindik. Maç sonrasý hemen arabaya atlayýp tura çýktýk. Kornamýz hiç susmadý. Kendimize yakýþan þekilde galibiyeti kutladýk. Adriana otelde þampanya patlatarak kutlayalým dediyse de, yazýyý yayýna vereceðim için onu kibarca gönderdim biraz önce.



    Oda servisini arayýp Türk gazeteleri getirmesini istedim.Posta geldi. Otel çalýþanlarýnýn düzenli olarak Posta okuduðunu öðrendiðimde þok oldum. Gazeteyi getiren çocuðun Haydar baba için Türkçe öðrendik demesi, her þeyi açýklamaya yetti. Türkiye’nin en çok satan gazetesi Postaymýþ. Her ne kadar yayýn müdürü, baþyazar vs çok sevinse bile onlarýn bir baþarýsý söz konusu deðildir bu satýþ rakamlarýnda. Bunu iki nedeni var sadece. Birincisi Haydar Dümen. Her türlü fantezi var adamda. Üstelik okurlarýnda bu ihtiyaçlarýný da içtenlikle karþýlýyor adam. Herkes Haydar Dümenle ilgili çok þey merak eder. Ben ise kýz istemesini. Oðlumuz ne iþ yapýyor sorusu gelmiþtir mutlaka. Haydarýn babasýnýn o an nasýl yerin dibine geçtiðini düþünebiliyorum. “Yýllarca okuttuk, it oðlu itin yaptýðý iþe bak vs.” þeklinde. Bir babanýn en zor anlarýndan olsa gerek.


    Posta gazetesinin diðer bir çok satma nedeni ise erkek berberleridir. Evet erkek berberleri. O gazete oraya alýnýr ve müþterilerden, komþu esnafa kadar herkes tarafýndan okunur. Berberlerin ortamý çok farklýdýr çünkü. Küçük birer dünyadýr adeta oralar. Ýçine girdiðiniz anda kaplar benliðinizi. Orda duyduðunuz sýrlarý asla baþka yerlerde duyamazsýnýz. Ve bir baþka konuda berberler her konuda uzmandýr. Siyaset, spor, sana vs. her konuda onlarýn fikirlerini alabilirsiniz. Berberlerle ilgili hepimizin bir anýsý vardýr. Mesela hangimiz o tahtaya oturduðumuz için kendimizi farklý hissetmedik, yada ulan bu herif kulaýðýmýn içini temizliyor ama ya çok biþey çýkarsa diye korkmadýk. Çok pis bir korkudur o. Haberiniz olsun. Ha birde kýl yakmalarý var o apayrý bir rezillik.
     
    4 people like this.
  9. Pembe-Turtle

    Pembe-Turtle New Member

    Dönemsel Anlamlar

    4 yaþýndayken baþarýnýn anlamý,altýnýza kaçýrmamaktýr.

    16 yaþýndayken baþarýnýn anlamý,kalabalýk bir arkadaþ grubuna sahip olmaktýr.

    25 yaþýndayken baþarýnýn anlamý,seks hayatýnýzýn aktif olmasýdýr.

    35 yaþýndayken baþarýnýn anlamý,zengin olmaktýr.

    60 yaþýndayken baþarýnýn anlamý,seks hayatýnýzýn aktif olmasýdýr.

    70 yaþýndayken baþarýnýn anlamý,kalabalýk bir arkadaþ grubuna sahip olmaktýr.

    80 yaþýndayken baþarýnýn anlamý,altýnýza kaçýrmamaktýr.

    Dön,dolaþ o kadar ugraþ ve baþa gel iyi mi?
     
  10. Pembe-Turtle

    Pembe-Turtle New Member

    Fýrtýna apansýz bastýrýnca, koca gemi bir anda
    denizin dibini boyladý.

    Adam, ýssýz bir adanýn sahilinde gözlerini açtý.
    Ne gelen vardý ne giden...
    Ne araç vardý ne gereç...

    Ýstersen muz ve Hindistan cevizi, istemezsen muz ve
    hindistancevizi. ..
    Hayati boyunca evi dýþýnda beþ yýldýzlý otellerden
    baþka yere adýmýný
    atmadýðýndan, bir süre ne yapacaðýný bilemedi...

    Sonra dört ay boyunca muz yeyip, hindistan cevizi
    suyu içti.

    Geçmiþte kalan o güzel günleri düþünerek gözlerini
    denize dikip, kendisini
    kurtaracak gemiyi beklemeye
    koyuldu...

    Bir gün sahilde uzanmýþ yatarken, gözünün ucunda bir
    hareket hissetti.

    O da ne ?

    Bir sandal ve kürekte o güne dek gördüðü en müthiþ
    kadýn.

    Son surat geliyor...

    Ýnanamadý... "Nereden geliyorsun ?" diye haykýrdý ve
    ekledi "Buraya nasýl
    geldin?"

    "Adanýn öteki tarafýndan... " dedi kadýn, "gemi
    batýnca oraya çýktým."

    "Ne þans, benden baþka kimsenin kurtulduðunu
    sanmýyordum. Kaç kiþisiniz ?"

    "Baþka kimse yok, sadece benim. Sandal da gemiden
    deðil. Gemiden cop yok...

    "Adamýn aklý karýþtý... "O halde sandalý nereden
    buldun?"

    "Basit" dedi kadýn.

    "Adada bulduðum
    malzemeyle yaptým...

    Kürekler sakýz aðacý...

    Zemini palmiye dallarýndan ordum, yanlar
    okaliptüs..."

    "Ama, ama bu imkansýz, aletlerin yok nasýl becerdin?" dedi adam.

    "Pek de sorun olmadý. Öteki tarafta sýra bir alüvyon kaya oluþumu var.
    Fýrýnda belli dereceye ýsýtýlýnca islenebilir
    yumuþaklýkta demir elde
    ediliyor. Alet yapmak için kolayca kullandým...
    Boþveer bunlarý. hadi
    göster, nerede yaþýyorsun ?"

    Bon bir ifadeyle orada yaþadýðýný itiraf etti
    adam...

    Aylardýr oracýkta sahilde yatýp kalktýðýný...

    "Öyleyse bana gel benim yerime..." diyerek kadýn
    küreklere asildi.

    Bir kaç dakika sonra küçücük bir iskeleye
    yanaþtýlar...

    Adam sahile göz atýnca az daha sandaldan düþüyordu.

    Mavi beyaz boyalý kulübeyle, iskele arasýna taþ döþeli yürüme yolu bile
    yapýlmýþtý !

    Eve girerlerken kadýn omuzlarýný silkti, "Pek rahatz sayýlmaz ama ben yine de ev diyorum iste...

    Otur lütfen, bir þey içer misin ?"

    "Hayýr, hayýr teþekkürler... " dedi adam.

    Þaþkýnlýðýný hala üzerinden atamamýþtý.

    "Daha fazla Hindistan cevizi suyu içemeyeceðim artik... Tahammülüm kalmadý..."

    "Hindistan cevizi suyu deðil ki... Ýmbiðim var, Pink Colado'ya ne dersin?"

    Adam hayretini gizlemeye çalýþarak ikramý kabul
    etti. Kanepeye oturarak sohbete daldýlar.

    Ýkisi de birbirlerinin hayat hikayesini dinledikten sonra kadýn, "üzerime
    rahat bir þey giyeceðim" diyerek ayaða kalktý.

    "Duþ yapýp tras olmak ister misin ? Üst kattaki banyo dolabýnda jilet var."

    Adam artik olayý sorgulamaktan tamamen vazgeçmiþti...

    Banyoya girdi, dolapta kemik bir sapýn içine
    sýkýþtýrýlmýþ oynak mekanizmalý iki deniz kabuðundan
    yapýlma ustura onu bekliyordu.. .

    "Bu kadýn inanýlmaz" diye mýrýldandý...

    "Bakalým bundan sonra ne var

    Döndüðünde kadýn onu gardenya kokularý içinde, stratejik bölgeleri üzüm
    yapraklarýyla örtülü olarak karþýladý...

    Sadece uzum yapraklarý...

    Yanýna oturmasýný istedi.

    Sonra yavaþça sokularak fýsýldadý...

    "Söyle bana yakýþýklý, ikimiz de uzun suredir bu adadayýz... Çok yalnýz olmalýsýn, eminim þu anda yapmak için kývrandýðýn bir þey var...

    Hani burada tek baþýna geçirdiðin aylar boyunca en
    çok yapmak istediðin...

    Anlýyorsun deðil mi ? Ne istersen yapabilirsin. ...

    Gözlerinin içine bakýyordu...

    Adam duyduklarýna inanamadý...

    "Yani..." dedi... "Buradan e-mailimi kontrol
    edebilir miyimmm?"


    HEPIMIZIN SONU BOYLE OLACAK ......:smile:
     
    3 people like this.
  11. DevilSmile

    DevilSmile New Member

    ..Annemin sadece bir gözü vardý. Öteki gözü çukurdu, yani yeri boþtu.
    Ondan nefret ediyordum. Çünkü bu durum beni arkadaþlarýmýn arasýnda utandýrýyordu.
    Babam, ben daha küçükken bir kazada öldüðünden, ailemizi geçindirmek de anneme kalmýþtý. Bunun için okulda aþçýlýk yapýyordu.
    Ýlk okulda iken bir gün annem bana 'merhaba' demeye gelmiþti. Sanki, yerin dibine geçmiþtim. Bunu bana nasýl yapabilirdi.?
    Onu görmezden geldim, ona nefretle bakarak oradan kaçtým...
    Ertesi gün sýnýfta bir arkadaþým bana, 'Senin annenin sadece bir gözü var. Diðeri ne biçim!' dedi. Diðerleri de gülüþüyorlardý.
    O anda yerin dibine girmek ve de annemin ortadan kaybolmasýný istedim.
    Bu yüzden, o gün onunla karþýlaþýnca dedim ki:
    -'Beni gülünç duruma düþüreceðine, ölsen daha iyi!'
    Annem karþýlýk vermedi. Sadece, tek gözüyle bana biraz baktý ve uzaklaþtý gitti...
    Dediklerim hakkýnda bir saniye bile düþünmemiþtim, çünkü çok kýzmýþtým. Onun duygularý beni hiç ilgilendirmiyordu. Onu evde istemiyordum ama ev onun üzerineydi...
    Çok çalýþtým, kendime yeter oldum, sonunda Singapur'a okumaya gittim.
    Bir süre sonra da evlendim. Birikimime borç ekleyerek kendime bir ev aldým.
    Daha sonra çocuklarým oldu ve hayatýmdan memnundum. Annemi unutmuþtum...
    Bir gün annem bizi ziyarete gelmiþti. Öyle ya, kaç yýldýr beni görmemiþti.
    Kapýya gelince, çocuklarým tek gözlü birini görünce birden korktular, sonrada güldüler.
    'Babaanneniz' diyemedim. Ýçeri girince ilk fýrsatta ona:
    -Evime gelip çocuklarýmý nasýl korkutabilirsin.? Buradan hemen git! dedim.
    Bu çýkýþýma annem kýsýk bir sesle:
    -Kusura bakmayýn, ben yanlýþ adrese geldim galiba.! dedi ve çýktý-gitti...
    Aradan yine uzun bir zaman geçmiþti.
    Bir gün mezunlar toplantýsý için okulumdan bir mektup aldým.
    Karýma iþ seyahatine gidiyorum diye bahane uydurdum.
    Mezunlar toplantýsýndan sonra, birden aklýma düþtü.Sadece meraktan eski evime gittim.
    Eski komþularýmýza sorduðumda, annemin öldüðünü söylediler.
    Önce biraz sevinç duyar gibi oldum ama içimde bir burukluk ve sýzý hissettim.
    Ben þaþkýnca beklerken, bana verilsin diye annemin bir mektup býraktýðýný söylediler.
    Açtým ve okumaya baþladým:
    -En sevgili oðlum... Her zaman seni düþündüm.
    Singapur'a gelip çocuklarýný korkuttuðum için üzüldüm...
    Mezunlar gününde geleceksin diye çok sevindim ve bekledim.
    Ama; seni görmek için yataktan kalkabilir miyim diye çok düþündüm...
    Seni büyütürken, tek gözümle sürekli bir utanç kaynaðý olduðum için de üzgünüm... biliyormusun biricik oðlum?
    Sen küçücükken, babanla birlikte bir kaza geçirmiþtin. Baban öldü fakat sen, bir gözünü kaybetmiþtin. Bir anne olarak, senin tek bir gözle büyümene dayanamazdým...
    Bu yüzden, babandan kalan tarlayý satarak, ameliyat masraflarýna yatýrdým.
    Ýþte ,þimdi o yeri boþ olan gözüm var ya , onu sana vermiþtim. Nakil çok baþarýlý geçmiþti, hiç fark edilmiyordu. 'O gözle, biricik oðlum görüyor ya...' diye çok mutlu oluyordum . ana yüreði ya oðul, sana 'sen benim gözümle görüyorsun' diyemedim ..
    Baþarýlarýndan dolayý seninle o kadar gurur duyuyordum ki, bu bana yetiyordu.
    Her þeye raðmen, sen benim oðlumsun...
    Bütün sevgilerimle... Annen.
    :cry:
     
    3 people like this.
  12. DevilSmile

    DevilSmile New Member

    Küçük kýz,hüzünlü bir yabancýya gülümsedi. Bu gülümseme adamýn kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakýn geçmiste kendisine yardým eden bir dosta teþekkür etmediðini hatýrladý.Hemen bir not yazdý,yolladý.
    Arkadaþý bu teþekkürden o kadar keyiflendi ki,her öðlen yemek yediði lokantada garson kýza yüklü bir bahþiþ biraktý. Garson kýz ilk defa böyle bir bahþiþ alýyordu.Akþam eve giderken,kazandýðý paranýn bir parçasýný her zaman köþe baþýnda oturan fakir adamýn þapkasýna býraktý.
    Adam öyle minnettar oldu ki...iki gündür boðazýndan lokma geçmemiþti. Karnýný ilk defa doyurduktan sonra,bir apartman bodrumundaki tek odasýnýn yolunu ýslýk çalarak tuttu. Öyle neþeliydi ki, bir saçak altýnda titreyen köpek yavrusunu görünce,kucaðýna alýverdi.
    Küçük köpek gecenin soðuðundan kurtulduðu için mutluydu. Sýcak odada sabaha kadar koþuþturdu.Gece yarýsýndan sonra apartmaný dumanlar sardý.Bir yangýn baþlýyordu.Dumaný koklayan köpek öyle bir havlamaya baþladý ki,önce fakir adam uyandý, sonra bütün apartman halký...Anneler,babalar dumandan boðulmak üzere olan yavrularýný kucaklayýp, ölümden kurtardýlar...

    Bütün bunlarýn hepsi,beþ kuruþluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu.

     
    4 people like this.
  13. RÜZGAR

    RÜZGAR New Member

    KARGA

    80'ine merdiven dayamýþ yaþlý baba ile onu ziyarete gelen -45 yaþýnda ve saygýn bir iþi olan- oðlu salonda oturuyorlardý. Hal-hatýrdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sohbet ettikten sonra oðlu susmuþ, ayrýlmanýn sinyalini vermiþti. O anda üzerinde oturduklarý sedirin yanýndaki pencerenin pervazýna bir karga kondu.

    Yaþlý baba kargaya gülümserek biraz baktýktan sonra oðluna sordu: 'Bu ne oðlum?'

    Oðlu þaþkýn, cevapladý: 'o bir karga baba.'

    Yaþlý baba kargaya biraz daha baktýktan sonra yine sordu: 'Bu ne oðlum?'

    Oðlu daha da þaþkýn, yine cevapladý: 'Baba, o bir karga'

    Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle baþýný saða sola çeviriyor, baþýný yan yatýrýyor, havaya bakýyor, sonra baþýný yine onlara çeviriyordu. Yaþlý baba üçüncü defa sordu: 'Bu ne?'

    Oðlunun þaþkýnlýðý sabýrsýzlýða dönmüþtü: 'O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni iþitmiyor musun?'

    Yaþlý baba dördüncü defa da sorunca oðlunun sabrý taþtý ve sesini yükseltti: 'Baba bunu neden yapýyorsun? Tam dört defadýr onun ne olduðunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrýmý mý deniyorsun?'

    Babasý -yüzünde hâlâ bir gülümseme- yerinden kalktý, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtýra defteriydi. Oturdu, sayfalarýný karýþtýrdý ve aradýðýný buldu. Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfasý açýk bir vaziyette defteri oðluna uzattý ve o sayfayý okumasýný söyledi.

    'Bugün 3 yaþýndaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanýbaþýmýzdaki pencerenin pervazýna bir karga kondu. Oðlum tam 23 defa onun ne olduðunu sordu. 23 soruþunda da ona sevgiyle sarýlarak, onun bir karga olduðunu söyledim. Rahatsýz olmak mý? Hayýr! Onun sorusunu masumca tekrar ediþi içimi sevgiyle doldurdu.'

    'Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanýza iyi davranmanýzý kesin olarak emretti. Eðer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanýnda ihtiyarlýk çaðýna ulaþýrsa, sakýn onlara 'öf' bile deme; onlarý azarlama; onlara tatlý ve güzel söz söyle.'
    (Ýsra, 23)
     
    4 people like this.
  14. RÜZGAR

    RÜZGAR New Member

    HAYAT DAÝR 5 DERS...


    Birinci Dersi

    Okuldaki ikinci ayýmda, hocamýz test sorularýný daðýttý. Ben okulun en
    iyi ögrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve
    orada çakýldým kaldým. Son soru söyleydi :
    'Hergün okulu temizleyen hademe kadýnýn ilk adý nedýr ?'
    Bu her halde bir çeþit þaka olmalýydý. Kadýný, yerleri sýlerken, hemen
    hergün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlý bir kadýndý. 50'lerinde
    falan olmalýydý. Ama adýný nerden bilecektim ki ! Son soruyu yanýtsýz
    býrakýp kaðýdý teslim ettim. Süre biterken bir öðrenci, son sorunun
    test sonuclarýna dahil olup olmadýðýný sordu.
    'Tabii, dahil' dedi, Hocamýz...
    'Ýþ yaþamýnýz boyunca insanlarla karþýlaþacaksýnýz. Hepsi birbirinden
    farklý insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden
    insanlar bunlar.
    Onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba' demeniz gerekse bile...'
    Bu dersi hayatým boyunca unutmadým. Hademenin adýný da...
    Dorothy idi..


    Ýkinci Ders :

    Bir gece vakit gece-yarýsýna doðru Alabama Otoyolunun kenarýnda duran
    bir zenci kadýn gördüm. Bardaktan boþanýrca yaðan yaðmura raðmen,
    bozulan arabasýnýn dýþýnda duruyor ve dikkati çekmeye çalýþýyordu.
    geçen her arabaya el sallýyordu. Yanýnda d urdum. 60'lý yýllarda bir
    beyazýn bir zenciye, hem de Alabama'da, yardýma kalkýþmasý pek olaðan þeylerden deðildi.
    Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi duraðýna býraktým.
    Ayrýlýrken ille de adresimi istedi, verdim. Bir hafta sonra, kapým çalýndý.
    Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi,
    armaðanda...
    'Geçen gece otoyolda bana yardýmýnýza teþekkür ederim. O korkunç
    yaðmur sadece elbiselerimi deðil, ruhumu da sýrýlsýklam etmiþti.
    Kendime güvenimiyitirmek üzereydim, siz çýka geldiniz.
    Sizin sayenizde ölmekte olan kocamýn yataðýnýn baþ ucuna zamanýnda ulaþmayý baþardým. Biraz sonra son nefesini verdi..



    Üçüncü Ders :

    Size Hizmet Edenleri Hep Hatýrlayýn...

    Bir pastanýn üç otuz paraya satýldýðý günlerde 10 yaþýnda bir çocuk
    pastaneye girdi. Garson kýz hemen koþtu... Çocuk sordu:
    'Çikolatalý pasta kaç para ?'
    '50 Cent.'

    Çocuk cebinden çýkardýðý bozuklarý saydý. Bir daha sordu:
    'Peki, Dondurma Ne Kadar ?'
    '35 Cent.' dedi garson kýz, sabýrsýzlýkla. Dükkanda yýðýnla müþteri
    vardý ve kýz hepsine tek baþýna koþuþturuyordu. Bu çocukla daha ne
    kadar vakit geçirebilirdi ki...
    Çocuk parasýný b ir daha saydý ve
    'Bir dondurma alabilir miyim, lütfen ?' dedi.
    Kýz dondurmayý getirdi. Fiþi tabaðýn kenarýna koydu ve öteki masaya
    koþtu. Çocuk dondurmasýný bitirdi. Fiþi kasaya ödedi. Garson
    kýz masayý temizlemek üzere geldiðinde, gözleri doldu, birden. Masayý
    sanki akan gözyaþlarý temizleyecekti.

    Boþ dondurma tabaðýnýn yanýnda çocuðun býraktýðý
    15 Cent'lik bahþiþ duruyordu..


    Dördüncü Ders :

    Yolumuzdaki Engeller...

    Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya
    koydurmuþ, kendisi de pencereye oturmuþtu. Bakalým neler olacak diye
    gözlüyor... Ülkenin en zengin tüccarlarý, en güçlü kervancýlarý, saray
    görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öðlene kadar. Hepsi kayanýn
    etrafýndan dolasýp saraya girdiler. Pek çogu kralý yüksek sesle
    eleþtirdi.Halkýndan bu kadar vergi alýyor, ama yollarý temiz
    tutamýyordu.
    Sonunda bir köylü çýkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.
    Sýrtýndaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarýldý ve ý kýna
    sýkýna itmeye baþladý. Kan ter içinde kaldý ama, sonunda, kayayý da yolun kenarýna çekti.
    Tam küfesini yeniden sýrtýna almak üzereydi ki, kayanýn eski
    yerinde bir kesenin durduðunu gördü.
    Açtý... Kese altýn doluydu. Bir de kralýn notu vardý içinde...
    'Bu altýnlar kayayý yoldan çeken kiþiye aittir.' diyordu kral.Köylü,
    bü gün dahi pek çoðumuzun farkýnda olmadýðý bir ders almýþtý.
    'Her engel, yaþam koþullarýnýzý daha iyileþtirecek bir fýrsattýr.'


    Beþinci Ders :

    Önemli Olan Vermektir..

    Yýllar önce hastanede çalýþýrken, aðýr hasta bir kýz getirdiler. Tek yaþam
    þansý, beþ yaþýndaki kardeþinden acil kan nakli idi. Küçük oðlan ayný
    hastalýktan mucizevi bir þekilde kurtulmuþ ve kanýnda o hastalýðýn
    mikroplarýný yok eden antikorlar oluþmuþtu. Doktor durumu beþ
    yaþýndaki oðlana anlattý ve ablasýna kan verip vermeyeceðini sordu.
    Küçük çocuk bir an duraksadý. Sonra derin bir nefes aldý ve
    'Eðer kurtulacaksa, veririm kanýmý' dedi.
    Kan nakli yapýlýrken, ablasýnýn gözlerinin içine bakýyor ve
    gülümsüyordu.Kýzýn yanaklarýna yeniden renk gelmeye baþlamýþtý, ama
    küçük çocuðun yüzü de giderek soluyordu...
    Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu :
    'Hemen mi öleceðim ?'
    Ufaklýk, doktoru yanlýþ anlamýþtý, ablasýna vücudundaki bütün kaný
    verip, öleceðini düþünüyordu..
     
    4 people like this.
  15. RÜZGAR

    RÜZGAR New Member

    [​IMG]

    HAYAT BÖYLE MAALESEF...

    Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taþýnmýþlar. Sabah kahvaltý yaparlarken, komþu da çamaþýrlarý asýyormuþ. Kadýn kocasýna ' Bak, çamaþýrlarý yeterince temiz deðil, çamaþýr yýkamayý bilmiyor, belki de doðru sabunu kullanmýyor.' demiþ. Kocasý ona bakmýþ, hiçbir þey söylememiþ, kahvaltýsýna devam etmiþ.
    Kadýn, komþusunun çamaþýr astýðýný gördüðü her sabah ayný yorumu yapmaya devam etmiþ.
    Bir ay kadar sonra, bir sabah, komþusunun çamasýrlarýnýn tertemiz olduðunu gören kadýn cok þaþýrmýþ 'Bak' demiþ kocasýna ' Çamasýr yýkamayý öðrendi sonunda, merak ediyorum, kim öðretti acaba ?'

    'Ben bu sabah biraz erken kalkýp penceremizi sildim' diye cevap vermiþ kocasý.
    Hayat böyle deðil midir ?

    Baþkalarini izlerken gördüklerimiz, baktýðýmýz pencerenin ne kadar temiz olduðuna baðlýdýr. Birini eleþtirmeden ve hemen yargýlamaya davranmadan önce zihin durumumuza bakmak ve 'iyi' olaný görmeye hazýr olup olmadýðýmýzý farketmek güzel bir fikir olabilir ...

    Asrýn mütefekkirinin de söylediði gibi..

    Güzel gören, güzel düþünür.. Güzel düþünen, hayatýndan lezzet alýr..
     
    1 person likes this.
  16. Pembe-Turtle

    Pembe-Turtle New Member

    Amerika'da ünlü bir avukatýn kaybettiði tek dava:

    Ünlü bir futbolcu karýsýný öldürmekle suçlanýyordu. Ama karýsýnýn cesedi ortada yoktu.
    Futbolcu sanýk sandalyesinde oturuyordu.

    Kucak dolusu parayla tuttuðu avukatý jüriyi ikna etmeye uðraþýyordu:
    "Sayýn jüri üyeleri, müvekkilimin suçsuz olduðuna yürekten inanýyorum. Buna az sonra sizler de inanacaksýnýz. Neden mi? Bakýn, þimdi ona kadar sayacaðým ve müvekkilimin öldürdüðü iddia edilen karýsý bu kapýdan içeri girecek...
    1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10"



    [​IMG]



    Bütün jüri kapýya döndü. Kimse girmedi içeri.
    Avukat bir savunma dahisiydi, öldürücü hamlesini yaptý:
    "Bakýn, siz de kadýnýn öldüðüne inanmýyorsunuz. Çünkü hepiniz içeri girecek diye kapýya baktýnýz. Ýþte kararý buna göre vermenizi talep ediyorum."
    Ancak jüri ünlü futbolcuyu suçlu bulduðunu bildirdi ve dava bu þekilde sonuçlandý.
    Mahkeme çýkýþýnda avukat, jüri baþkanýna yaklaþtý:
    "10' a kadar saydýðýmda siz de diðer üyeler gibi kapýya baktýðýnýz halde neden böyle bir karara imza attýnýz?"
    "Doðru" dedi jüri baþkaný; "Ben de kapýya baktým, ama müvekkiliniz kapýya bakmýyordu."



    En iyi analist, herkes bir noktaya bakarken, o noktaya yönelen bakýþlarý izleyen kiþidir.:!::idea:
     
    6 people like this.
  17. ReLaX

    ReLaX New Member

    5 arkadaş bir gece Alsancaktan eğlenmekten geliyoruz. Biralarıda kapmışız artık son nokta bizim eve çıkacağız asansörü bekliyoruz. Neyse geldi asansör 4 kişi zıpladı hemen bir arkadaş dışarda kaldı . "Siz çıkın ben sonra çıkarım" dedi gel oğlum 5 kişi taşır ne olcek dedik. " Yok abi kalırız bide falan gece gece baksana zaten 4 kişilik yazıyo" dedi. Ben de o an dedim ki " Gel oğlum gel sen nasıl olsa kişiliksizsin" :razz::razz::razz: asansör bi anda boşaldı ( o dışarıda kalan arkadaş özel bi bankada müdür şu an:twisted:
     
    2 people like this.
  18. maestroab

    maestroab New Member

    Beklemediðiniz birinden istemediðiniz arkadaþlýk teklifi aldýnýz? Nasýl reddedersiniz? Ýþte kadýnlarýn ve erkeklrin yaygýn olarak kullandýklarý reddetme bahaneleri ve altýnda yatan anlamlarý..

    Kadýnlarýn erkekleri reddederken söyledikleri bahaneler..

    1- Seni aðabeyim gibi severim.(Saz heyetinde 14. keman)
    2- Aramýzda bu kadar yaþ farký olmasaydý keþke. (Babam yaþýndasýn)
    3- Seni düþünemiyorum. (Çirkinsin)
    4- Hayatým þu anda karmakarýþýk. (eve gideceðiz ve eski erkek arkadaþým gelecek,olay çýkacak)
    5- Bir baþkasýný seviyorum. (Evde kedimi okþar,pasta börek yerim)
    6- Ayný iþyerinde çalýþtýðým biriyle çýkamam. (Aslýnda sadece ayný güneþ sisteminde olsak da seninle olmam)
    7- Sorun senden deðil,benden kaynaklanýyor. (sorun senden kaynaklanýyor)
    8- Þu sýralar kariyerime konsantreyim.(iþ yapmak bile seninle olmaktan daha ilginç)
    9- Sözlüm var. (Seninle beraber olmaktansa her yalaný söylerim)
    10- Arkadaþ kalalým. (Benim yanýmda ol da erkek arkadaþlarýmýn neler yaptýklarýný anlatacak bir adamým olsun)

    Erkeklerin kadýnlarý reddederken söyledikleri bahaneler..

    1- Seni kýzkardeþim gibi severim(çirkinsin)
    2- Aramýzda bu kadar yaþ farký olmasaydý keþke (çirkinsin)
    3- Seni düþünemiyorum (çirkinsin)
    4- Hayatým þuanda karmakarýþýk (çirkinsin)
    5- Bir baþaksýný seviyorum (çirkinsin)
    6- Ayný iþyerinde çalýþtýðým biriyle çýkamam (çirkinsin)
    7- Sorun senden deðil benden (çirkinsin)
    8- Þu sýralar kariyerime konsantreyim (çirkinsin)
    9- Sözlüm var (çirkinsin)
    10- Arkadaþ kalalým (çok ama çok çirkinsin)
    mr.magoo
     
    1 person likes this.
  19. maestroab

    maestroab New Member

    Kadýnlara nasýhatlar

    KOCA TÝPLERÝ
    Kadýn akþam iþten çýkar. Çocuðu yuvadan alýr. Markete geçer ýspanak alýr. Koþtura koþtura eve döner. Çocuðu soyar, elini yüzünü yýkar.
    Kendi üstünü deðiþtirir. Mutfaða koþar. Bir yandan ýspanaklarý yýkar bir yandan çocuðun sorularýna ve ihtiyaçlarýna cevap verir.
    Bir yandan sofrayý hazýrlar… O DA NE YOÐURT ALMAYI UNUTMUÞTUR! Yoðurtsuz ýspanak olmaz Hemen kocasýný arar.

    Kocadan Kocaya deðiþen cevaplar:

    1) Ben geç geleceðim. Toplantým var. Yoðurtsuz yiyin ( laçkalaþmýþ koca)

    2) Ben geç geleceðim Çok üzgünüm, tühhhhhh þimdi ýspanak da yoðurtsuz olmaz ki. E, yoðurt getireyim kapýdan býrakayým hemen döneyim, toplantý bu, kaçýrsam olmaz. Mazallah daðlara taþlara iþten atýlma sebebim olur, sonra yoðurt dökecek ýspanak bile bulamayýz.
    ( aldatan koca ya da eve gelmemek için bahane arayan koca ,ama bi yandan da vicdaný sýzlayan koca..)

    3) Aradýðýnýz numaraya þu anda ulaþýlamýyor......... (Ýþte bu aldatan koca)

    4) Mendebur kadýn ýspanaðý aldýn da yoðurdu niye almadýn! ("kazma" tipi koca )

    5) Igggghhhh yine mi ýspanak. Otlaya otlaya sýðýr olduk ("kalas" tipi koca)

    6) Tamam alýrým (monotonlaþmýþ koca)

    7) Tamam alýrým baþka bir þey lazým mý? ( Normal koca)

    8) Tamam hayatým alýrým baþka bir isteðin var mý? (Ýdeal koca)

    9) Aman canýýým, ýspanakla mý uðraþtýn?
    Yapmadýysan býrak ya dýþardan söyleyelim ya da dýþarýda yiyelim (Yok böyle koca)
    !
    mr.magoo
     
    2 people like this.
  20. Pembe-Turtle

    Pembe-Turtle New Member

    Ýnternet Kafe isletenleri çýldýrtan sorular

    1- Bilgisayarda çalýþan öðrencinin elektrik kesildikten 15 dakika sonraki sorusu;
    - Elektrik mi kesik?

    2- Boþ bilgisayar yok mu?
    - Yok
    - Hiç mi yok?

    3- Word''lü bilgisayar var mý?
    - Hayýr çilekli ve vanilyalý var sadece.

    4-Çýkýntý alabilir miyim? (Printerdan çýktý almak için )
    - Çýktý versek

    5- Çýktýlar hep siyah beyaz mý oluyor?
    - Hayýr ara sýra yeþil üzerine eflatun ördek desenli de çýkýyor.

    6- 14 numaralý bilgisayar çok salak yaaaaa....
    -Rahmetli babasýda öyleydi,babasýna çekmiþ

    7- Bilgisayar alabilir miyim?
    - Tabi 1 mi olsun, 1,5 mu?

    8- Internet geri geldi mi?
    -Gitti hala dönmedi,kayýp ilaný verdik,aranýyor

    9- Ýçeriye yiyecekle girme lütfen arkadaþým!..
    - hemen çýkýcam...
    - E herhalde çýkacaksýn. Yatýya gelmedin di mi?

    10- Hocam sýnavdan çýktým çok kötü geçti...
    - Olsun mühim olan katýlmaktý...

    11- Ben sabah geldim. Diðer amca vardý. O amca varken.........
    - O amca deðil. Erol Hoca...

    12- Masa alabilir miyim?
    - Alýþveriþ Sitelerinden bulabilirsin

    13- Word''un olduðu bir yere oturup yazý yazabilir miyim?
    - Word''e sor kabul ederse oturursun.

    14- Internet hala gidik mi?
    - Hayýr gelik.
    - Hii?!

    15- Bilgisayara disket sokabilir miyiz?
    - Sebep ?

    16- Printer sayfasý ne kadar?
    - 40 bin
    - 25''di artmýþ di mi?
    - Aferin

    17- Bir word''lü birde internet''li bilgisayar alabilir miyim?
    - Ortaya karýþýk yaptýralým istersen

    18- Internet kesik mi?
    - Kesik
    - Hepsinde mi kesik?
    - Hayýr.. Sýrayla gidiyor..1 kesik 1 baðlý....

    19- Buradaki amca nereye gitti?
    - Ne amcasý?
    - Bi dayý vardý ya
    - O dayý veya amca deðil Erol Hoca
    - Yav bizim hemþehri oluyor da..
    - Gene de Erol Hoca...

    20- Bilgisayarda ne yapabilirim?
    -Valla bilmiyorum senin yeteneðine kalmýþ

    21- Ýnternete giricem.. ilk defa geliyorum
    - Heyecanlý mýsýn?

    22-Yazýcý çalýþýyor mu?
    - Hayýr bugün izinli..
    - Nasýl yani???

    23- Ýnternete girmek istiyorum.. Girebilir miyim?
    - Tabii ama bu kýyafetle giremezsin.. Üstünü deðiþtirmen lazým

    24- Monitörün üzerinde takýlý duran kaðýt tutacaðýný gören öðrenci;
    - Hocam bu dikiz aynasý mý?

    25- Öðrenci bilgisayar kartý almak için numara soruyor;
    - 3 ve 4 arasýnda en iyisi hangisi?
    - Valla 3.5 ve 3.7 en iyileri...

    26- Yer var mý?
    - Var.. Pencere kenarý mý olsun koridor mu?
    - Hii?.

    27-Bu mouse un niye topu yok??(optik mouse)
     
    4 people like this.

Share This Page